Paylaşcaz

Paylaşacak Çooook Şey Var





Yapılan araştırmalara göre, anne babalar, çocuklarını internette bekleyen tehlikelerden habersiz.

Mahalle aralarındaki internet kafelerde ve evlerinde bilgisayarın başından kalkmayan çocuklar cinsel istismardan, kumar alışkanlığına, uyuşturucu kullanımına teşvikten fuhuşa kadar türlü türlü tehlikeyle karşı karşıya. Bu tehlikeleri göz önünde bulunduran İstanbul polisi öğrencileri bilinçlendirme programları hazırlayarak okullarda sunumlara başlayacak. Polis yetkililer asıl görevin ailelere düştüğünü belirtiyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçları ve Sistemleri ile Mücaele Şube Müdürü Turan Odabaş öncelikle interneti yasaklamanın çözüm değil aksine yasakla ilgili merakları artıracağını vurgulayarak "Çocuğunuza interneti yasaklamayın. Sadece kullanımını kısıtlayın" diyor. İşte Odabaş'ın ailelere yaptığı uyarılar:

KORUMA FİLTRESİ ŞART!

1. En etkili çözüm çocuklarda ve ailelerde bilincini artırmaktır. Çocuk internetin hem faydalı hem zararlı olabileceğinin bilincinde olmalıdır.

2. Çocuk ailesine güvenmelidir. Çocuk ile aile arasında ilişkiler şeffaf ve açık olmalıdır.

3. Çocuğa güven duymak gerekir. Bununla beraber denetim mutlaka yapılmalıdır. Çocuk hangi sitelere giriyor, chatte (sohbette) kimlerle görüşüyor sorusu yanıtsız kalmamalıdır.

4. Çocukların zararlı sitelere girmemesi için ilk başta ailelerin bilgisayarlarında aile koruma filtrelerinin yer alması gerekmektedir. Bu gibi filtreler çocuklarımızın zararlı sitelere girmesine engel olacaktır.

5. Bilgisayarlar çocuk odalarında değil ailenin genel olarak kullandığı ortak alanlarda yer alması çocukların internet sitelerinde rastlayacakları olası bir tehlikeden korunmasına yardımcı olacaktır.

6. Çocuğun internette ailesinden izinsiz hiç kimseye bilgi göndermemesi gerektiği tembih edilmelidir.

7. Çocuklar tek başına internete alış veriş yapmamalıdır. Kredi kartı kullanmasına müade edilmemelidir.

8. Çocuk internette yaşadığı herşeyi (iyi veya kötü) ailesi ile paylaşabilmelidir. Aile bu ortamı hazırlamalıdır.

9. Çocukla internet kullanımı sözleşmesi yapılmalıdır.

10. Çocuk olağan yaşantısını aksatacak kadar bilgisayarda vakit geçirmeye başlamışsa tehlikeli durum sinyali alınmaktadır.


Sanal güven timleri Hacker avlayacak!

Bilişim suçlarının kuluçka dönemi geçirdiğini gelecekte bu tür suçların patlama yaşayacağı tespitinde bulunan emniyet yetkililer hemen kolları sıvadı bile. Ok yaydan çıkmadan tedbir alan İstanbul Emniyeti Amerika'da bulunan "Bilişim Üssü"nü Türkiye'de kuruyor. "Teknolojik suçlarla baş edebilmenin temel kuralı; suçlu teknolojisinin gerisinde kalmamaktır" diyen İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın "Bilişim Üssü ile hacker'lara karşı polis hacker'ları daha üstün teknolojik ortama taşıyacak.

Devrim niteliğindeki projesi uluslararası standartların üzerinde olacak. Bilişim Üssü Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Asya bölgesinin en gelişmiş ve uzmanlığını kanıtlamış teknoloji merkezi haline getirilecek. Akıllı bina adıda verilen üsde Adli Bilişim Laboratuvarı, 7 gün 24 saat hizmet veren internet izleme merkezi, sistem, server ve network analiz merkezi, banka ve internet suçları merkezi ve bilişim eğitim ve tanıtım merkezleri yer alacak.

İnternette 24 saat devriye

Vatan Caddesi'nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesindeki sağlık polikliniğinin yerine kurulacak olan Bilişim Üssü'nün önemine değinen Hüseyin Çapkın "Bilişim alanındaki hızlı gelişmeler, kredi kartlarının güvenliğinden internet üzerindeki hakaret suçlarına, sitelerin hacklenmesinden bilgi sistemlerine yasadışı giriş yapılmasına, çocukların internet üzerinden suistimal edilmesine kadar geniş bir suç yelpazesinin doğmasına neden olmuştur" diyor.

Proje kapsamında "Sanal Güven Timleri"ninde oluşturulması düşünülüyor. Uzman polisler devriyelerini sanal ortamda yapacak ve hacker'lara aman vermeyecekler. Sokaklarda görevlendirilen Güven Timlerinin bir başka versiyonu böylece sanal ortamda suçlu avına çıkacaklar.

12-17 yaş aralığında 2 bin 816 çocuk üzerinde yapılan araştırmaya göre;

*Çocukların yüzde 51.6'sı internete ayrı bir odadan bağlanıyor. Ayrıca yaş büyüdükçe çocuklar, kendilerine ait bağımsız bir bölümde internet kullanmayı tercih ediyor ve internette daha çok zaman geçirmeye başlıyor. Aileler, çocuklarının beraber vakit geçirmekten, kitap okumaktan, dışarıda arkadaşlarıyla oyun oynamaktan vazgeçerek internete bağlandıklarını belirtiyor.

* Küçük yaşlarda günde 80 dakika kadar olan ortalama internet kullanımı, 15 yaşından sonra 2 saatin üzerine çıkıyor. Büyük yaş grupları internetten müzik dinlemek, film izlemek ve sohbet etmeye daha çok vakit ayırıyor. Küçük yaştaki çocuklar ise internette daha çok oyun oynuyor.

*Ankete katılan çocukların yüzde 31'i, nereleri gezdikleri konusunda anne babalarının hiçbir fikri olmadığını düşünüyor.

*Ankete katılarınların yüzde 50'si internetin "mutlaka olması'' gerektiğini söylüyor. Yüzde 42'si internet "olmalı", yüzde 8'i ise "olmasa da olur'' diyor.

Devamını okuyun...>>





Kaspersky Lab, ev ağlarını koruyan Kaspersky PURE’ü CeBIT 2010’da tanıtacak.

Dünyanın lider güvenlik içerik yönetim geliştiricisi Kaspersky Lab, Avrupa’nın en büyük bilişim fuarı CeBIT 2010’da ev ağlarını korumaya yönelik geliştirilen yeni ürünü Kaspersky PURE’ü tanıtacak.

Almanya’da 2-6 Mart tarihlerinde gerçekleşecek CeBIT’e, Security Hall 11’deki D37 numaralı standında yer alacak Kaspersky Lab, cep telefonları için geliştirdiği yeni nesil güvenlik çözümü Kaspersky Mobile Security 9’u da kullanıcıyla buluşturacak. Öte yandan Kaspersky PURE’ün Türkiye’de Nisan ayında kullanıcıların hizmetine sunulacağı belirtiliyor.

Uzmanlar, Kaspersky Lab’in hem çevrimiçi hem de çevrimdışı kullanıcılara dijital güvenlik sağlayan Kaspersky PURE’ü bu alanda açılan bir çığır olarak yorumluyor. Kaspersky PURE her türlü web tabanlı tehdide karşı bütünsel bir koruma sağlıyor.

Kaspersky PURE’ün içerdiği özellikler şöyle özetleniyor: Geliştirilmiş ebeveyn kontrolü, ileri seviye veri yedekleme, şifreleme araçları, parola yönetim programı, tüm ev ağını yönetme, ağ içerisinde bulunan herhangi bir bilgisayardan web tarayıcısına ince güvenlik ayarlarıyla bağlanma...

Kaspersky Lab, mobil kullanıcılara yönelik olarak geliştirilen Kaspersky Mobile Security 9’u da CeBIT 2010’da tanıtıyor. Bu ürün özellikle akıllı telefon kullanıcılarının karşılaşabileceği her türlü ağ saldırıları, kötü niyetli programlar ve dijital hayatı ihlal eden telefon bazlı spamlara karşı üretildi. Ayrıca, ürün, kaybolan telefonun sim kartı değiştirilse bile cihaz sahibinin GPS ile telefon yerinin tespit edebilmesi, uzaktan bloke etmesi ve kolay kullanımlı güvenlik özelliğiyle kişisel bilgilerin korunmasını sağlıyor. Ürünü tamamlayan yeni mahremiyet koruma özelliği ise kullanıcılara istedikleri kontaklarının bilgilerini gizleme olanağı sunuyor.

Kaspersky Lab CEO’su Eugene Kaspersky “Amacımız siber suçlulardan bir adım önde olmak, teknolojimiz, çözümlerimiz ve uzmanlığımız ile kullanıcıları korumak. Siber tehditler öyle genişledi ki, tüm dijital alana yayılmış olmalarından ve tüm dijital varlıklarımızı tehdit ettikleri için ‘dijital kirlilik’ olarak adlandırıyoruz” dedi. Eugene Kaspersky sözlerini “Kaspersky PURE, her türlü dijital kirliliğe karşı koruma sağlayan eşsiz bir teknoloji ile donatıldı” diye tamamladı.

Kaspersky Lab CEBIT 2010 etkinlikleri

2 Mart Salı günü saat 10’da Berlin Salonu’nda Eugene Kaspersky ve Kaspersky Lab’in COO’su Eugene Buyakin’in katılımıyla gerçekleşecek Basın Kahvaltısında, şirketin son teknolojik gelişmeleri paylaşılacak. Saat 11:15’de ise Kaspersky Lab Pazarlama Başkan Yardımcısı Roger Wilson ve Pazarlama Müdürü Chris Hopper Kaspersky PURE’ün lansmanını gerçekleştirecek. Kaspersky PURE, aynı mekânda (Saal Berlin/ Berlin Odası, Kongre Merkezi’nin alt katı) saat 11.15’de Pazarlama Başkan Yardımcısı Roger Wilson ve ürün pazarlama yöneticisi Chris Hopper tarafından basına tanıtılacak.

Kaspersky Lab ayrıca 3 Mart Çarşamba günü 2 başarılı etkinliğe de ev sahipliği yapacak. Saat 10:00’da Sergey Nevstruev (Mobil Çözümler) Kaspersky Mobile Security 9’un ana özelliklerini basın kahvaltısında (Saal/Kongre Merkezi Salon 16, Saalebene/Salon katı) tanıtırken, saat 11:15’ten itibaren ise Kongre Merkezi’nde bulunan Salon 16’da virüs analistleri Magnus Kalkuhl, Marco Preuss, Denis Maslennikov ve Marta Janus, Stefan Tanase başkanlığında 2010’un kötü niyetli programlarını ve bu doğrultuda yeni trendlerden bir yuvarlak masa toplantısında bir araya gelecek. Tartışma daha sonra Web 2.0 uzmanı Stefan Tanase tarafından sosyal paylaşım sitelerinin tehlikeleri hakkında yapılacak sunumla devam edecek. Son olarak 3 Mart tarihinde 11. salonda bulunan D37 numaralı stantta saat 18:00’den itibaren balalaika rock’-‘roll, Klezmerska ve Gypsy punk gibi müziklerin çalacağı Russendisko 5.0 etkinliğe gerçekleşecek.

Ahmet KARA
ahmetkara@veteknoloji.com

Devamını okuyun...>>





Mobil internet kullanıyorsanız, kota miktarınızı mutlaka kontrol etmelisiniz. Çünkü hangi GSM operatörünün abonesi olursanız olun, kotanızı aştığınız takdirde her bir 'gigabyte' için 50 TL ödemeniz gerekiyor. Yani kontrolsüz internet kullanımı cebinizi fena halde yakabilir.

Hatırlarsınız, geçtiğimiz aylarda yapılan 3G reklâmlarını. Birçok insan 3G hızıyla internete bağlanabilmek için telefon değiştirmişti. Telefonunu değiştirmeden 3G ile internete bağlanmak isteyenlerse mobil modem alıp dizüstü bilgisayarı ile bu hizmetten yararlanmayı tercih etmişti. Böylelikle 3G kapsama alanında olan her yerden internete bağlanabilecek ve işlerini halledebileceklerdi.

Bu düşünceyle mobil modem alanlardan biri de Seda Şahin. Şahin, 4 ay önce bir GSM operatörü ile 12 aylık sözleşme imzalar. İlk iki ay faturası normal miktarda gelir, fakat üçüncü ay 100 TL, dördüncü ay 422 TL fatura ile karşılaşır. Çünkü Şahin, kendisine belirtilen kotayı aşmıştır. Üstelik modemindeki istatistikler henüz 1 GB'ı bile geçmediğini gösterdiği halde. Buna rağmen müşteri hizmetleri 11 GB internet kullandığını ifade eder. Şahin de ayrıntılı fatura ister. Fakat ayrıntılar onun daha büyük şok yaşamasına neden olur. Çünkü ayrıntılı fatura ayrı ayrı 35 zarftan oluşuyor. Rakamlarla dolu olan zarflardan ne Şahin, ne de bilgi almak için gittiği 6 şube hiçbir şey anlamaz. Şubeler, GSM operatörünün kendilerine böyle bir eğitim vermediğini iddia eder. Abonelik sırasında kota sorgulama ile ilgili bilgilendirilmede bulunulmadığını söyleyen Şahin, yaklaşık üç haftalık uğraştan sonra müşteri hizmetlerine mağduriyetini kabul ettirir.

Mobil internette kota aşımı baş ağrıtıyor

Mobil modem alan birçok kişi, bu tarz durumlarla karşı karşıya kalabiliyor. Fakat tüketiciler her zaman Şahin kadar uğraş vermiyor, yüksek faturaları ödemeye razı oluyor. Bu sebeple sorun yaşamak istemeyen mobil modem kullanıcılarının dikkat etmesi gerekenler var. Öncelikle modemlerdeki istatistiklerin her zaman doğru olmadığını bilin. Her GSM operatörünün kotanızı mesaj yoluyla sorgulayabileceğiniz servisleri var ve en doğru bilgiyi bu servisler aracılığıyla alabiliyorsunuz. Sürekli olarak sorgulama yapmanız faydalı olacaktır çünkü tüm operatörlerde kotanızı aştığınız her gigabyte için 50 TL ödemek zorundasınız.

3G'nin henüz Türkiye'nin birçok bölgesini kapsamaması da tüketicileri mağdur eden bir konu. İkâmet ettiği bölgede 3G'nin çektiğini düşünen vatandaşlar mobil internet alıyor ve 12 ya da 24 aylık sözleşmeler imzalıyor. Bulunduğu bölge, kapsama alanı dışında kalanlarsa sözleşmelerini iptal ettirmek için uğraşmak zorunda kalıyor. Üstelik sözleşmeler genellikle 12 aylık imzalandığı için GSM operatörleri sözleşmeleri iptal etmeye yanaşmıyor. İptal ettirmek isteyen tüketiciler, sözleşmeye konulan cezai şart sonucunda 'bağlı olduğu paket ücretini' sözleşme süresi dolana kadar ödemek zorunda bırakılıyor. Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya ise tüketicilerin sözleşmelerini iptal ettikleri takdirde cezai şartı yerine getirmek zorunda olmadıklarını ifade ediyor. e.keskin@zaman.com.tr

***

Tüketicilerin hakları neler?

Nazım Kaya (Tüketiciler Birliği Başkanı): Bu konuda çok sık şikayet alıyoruz. Başından beri konu ile ilgili uyarılarda bulunduk aslında. 4 GB kota veriliyor ve tüketiciler de sınırsızmış gibi algılıyor. Hâlbuki 4 film izleyince bu kota doluyor. Abonelik sırasında tüketicilere bu durum izah edilmiyor ve bilgi alma hakları engelleniyor.

Vatandaşlar il ve ilçelerde bulunan Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri'ne müracaat edebilir. Ayrıca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na abonelik hizmeti aldığı numarayı ve sorunlarını bildirirlerse operatörlere gizli cezai yaptırımlar uygulanacaktır. 24 aylık sözleşme imzalamaları durumunda GSM operatörleri, tüketiciler sözleşmeyi iptal etmek isteseler dahi buna yanaşmayacaktır. Ancak böyle bir sözleşme imzalansa bile tüketiciyi bağlamaz. Çünkü abonelik sözleşmelerinde tüketici istediği takdirde sözleşmeden vazgeçebilir ve kalan bedelleri de ödemek zorunda değildir. 4077 sayılı kanunun 6. maddesi haksızlıkları düzenlemektedir. Tüketiciyi borç altına sokan uygulama ile ilgili tüketicinin yazılı bir onayı yoksa yani imzalanan sözleşme matbu sözleşme ise tüketici sözleşmeyi feshedebilir. Kalan sürenin bedel tazmini gibi bir durum da söz konusu olamaz. Bir de 3G her yerde çekiyormuş gibi reklamlar yapıldı fakat bırakın 3G'yi bazı yerlerde normal internet bile yok. Son olarak sözleşmelere kimsenin anlayamayacağı türden ifadeler konuyor. Örneğin 1 megabyte 0,05 TL'dir yazıyor. Herkes bilişim uzmanı değil bunu kabullenmek zorundalar. Dolayısı ile bu gerekçelerle dava açıldığında çok büyük ihtimalle kazanılır.

***

GSM operatörleri ne diyor?

Erkem Yener (Turkcell Özel Projeler Genel Müdür Yardımcısı): Tüketiciler kotalarını sorgulamak ister diye düşünerek geliştirdiğimiz bir servisimiz var. İlgili numaradan mesajla kalan miktar öğrenilebiliyor. Şu an hiçbir GSM operatöründe 3G, Türkiye'nin her yerinde çekmiyor. Fakat müşterilerimiz 'edge' dediğimiz bant aralığından hizmet alabiliyor. Yalnızca hızı biraz düşük. 3G alt yapı çalışmaları da devam ediyor. Kısa zaman sonra Türkiye'nin her yerini kapsayacak. Bundan dolayı müşteriler 3G çekmiyor diye sözleşmelerini iptal etmemeliler. 3G mobil internet paketlerinde, kotayı aştıktan sonra ayrı bir ücretlendirme başlıyor. Bu ücret 199 TL'ye ulaştığında daha fazla faturalandırma yapmıyoruz. Yani kota ne kadar aşılsa da, fatura en fazla paket ücreti artı 199 TL şeklinde geliyor.

***

Sinan Kızıldağ (Vodafone Satış ve Müşteri Hizmetlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı): Müşterilerimiz kotalarını mesajla sorgulayarak öğrenebiliyorlar. Bunun yanında abonelerimizin 3G servislerini gönül rahatlığıyla kullanabilmesi için 'Fatura Stop' uygulamasını başlattık. Bu uygulama ile müşterilerimizin yüksek faturalarla karşılaşmasının önüne geçiyoruz. Kotalarını ne kadar aşsalar da faturaları aylık 100 TL'yi geçmiyor. Örneğin 1 GB'lık mobil internet paketinden yararlanan abonemiz ayda 30 TL ödüyor. Paket aşım ücreti olarak ise her 100 megabyte için 5 TL faturalandırma yapılıyor. Ancak Fatura Stop hizmeti ile ne kadar veri kullanırsa kullansın ayda 100 TL'ye limitsiz internet kullanımına sahip oluyor.

Avea'nın açıklaması: Modemdeki bilgiler yanıltıcı olabiliyor çünkü bu modemler taşınabilir olduğundan farklı bilgisayarlarda da kullanılabiliyor. Bilgisayarlarda yapılan 'sistem geri yükleme', tarih/zaman değişiklikleri de verilerin doğruluğunu etkileyebiliyor. Veri kaydı menüsündeki rakamlar bilgilendirme amaçlıdır; kesin değildir. Bu nedenle müşterilerimize kotalarını modemlerinden değil, SMS yoluyla takip etmelerini öneriyoruz. Aboneler 4 GB'lık paket ile 700 megabyte büyüklüğünde 4-5 adet film izlemeyi tercih edebilir, 2 bin e-posta alıp gönderebilir ya da 500 müzik dosyası indirebilir. Bazı bölgelerde 3G çekmeyebiliyor. Buralarda edge ya da GPRS ile internet hizmeti sağlıyoruz. Fakat yine de kapsama alanı sorunu olan abonelerin iletmiş oldukları şikayetler inceleniyor ve haklı bulundukları takdirde sözleşmeleri iptal edilebiliyor.


Kalan kota miktarı nasıl öğrenilir?

Turkcell: KALAN MB yazıp 2260'a mesaj gönderin..

Avea: KULLAN yazıp 9495'e mesaj gönderin.

Vodafone: SORGU yazıp boşluk bırakın, 'kullandığınız tarife'yi yazıp 3636'ya SMS gönderin. Örneğin: 1GB tarifesindeyseniz SORGU 1GB yazıp 3636'ya mesaj gönderin.

zaman.com.tr
ESRA KESKİN

Devamını okuyun...>>





Microsoft Türkiye kullanım süresi 1 Mart'ta dolan Windows 7 RC'yi kullananları uyardı. Windows 7 RC ile çalışan bilgisayarlar 1 Mart'tan itibaren artık 2 saatte bir sistemi yeniden başlatacak.

Bilgi güvenliğine önem veren ve bilgisayarda sorunsuz çalışmak isteyen kullanıcıların, tam sürüm Windows 7 işletim sistemine geçmeleri için çok az bir süre kaldı.

Bu arada Windows Server 2000, Windows 2000 Professional ve Windows XP Service Pack 2 işletim sistemlerini kullananlara verilen destek de 1 Temmuz 2010 itibarıyla sona eriyor.

Bu tarihten itibaren söz konusu işletim sistemleri için güncellemeler ve güvenlik yamaları gibi destekler kesilmiş olacak.

Buna karşılık Microsoft tarihinin en uzun süre desteklenen işletim sistemi olan Windows XP SP 2 kullanıcılarının Windows XP Service Pack 3'e yükseltmeleri durumunda kendilerine tanınan destek süresi 2014 yılına uzatılabilecekler. ZAMAN

Yasin Gençoğlu / Zaman Online

Devamını okuyun...>>





Facebook’taki en büyük meraklarınızdan birini giderebilirsiniz… Sizi Facebook’ta kimler sildi ?

Facebook kullanıcılarının en çok merak ettikleri ve ulaşmaya çalıştığı bilgilerden biri arkadaş listesinden onu silenleri görmek.

Bunun için bir çok açılmış grup ,sayfa vs. var. Fakat genelde Arkadaş Listenizi Davet ettirme üzerine kurulan bu sayfalar kullanıcıları reklam içerikli başka sayfalara yönlendirmeyi amaçlıyor.

Fakat son günlerde geliştirilen bir yol ile Facebook’ üzerinde sizi arkadaş listesinden silenleri , hesabını deaktif edenleri ve arkadaş ekleme talebinizi reddedenleri hatırlatma olarak öğrenebiliyorsunuz.

Bunun için yapmanız gerekenler adım adım şu şekilde:

İlk olarak bunu yapabilmeniz için Mozilla Firefox tarayıcısı kullanmanız gerekiyor.

Eğer kurulu değil ise http://www.mozilla-europe.org/tr/firefox/ adresinden indirerek kurabilirsiniz.

Kurulum tamamlandıktan sonra tarayıcımıza Grease Monkey adlı eklentiyi kurabilirsiniz.

Bunun için de https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/748 adresine girerek Add to Firefox diyoruz.Ekleme olduktan sonra Mozilla Firefox web tarayıcısını baştan başlatıyoruz.

Firefox başladıktan sonra son adımda http://tinyurl.com/silenbul adresine giriyoruz. Install dedikten sonra bir kaç saniye bekleyerek Kur diyoruz.

Bu işlemleri yaptıktan sonra Firefox tekrar açıp kapatıldıktan sonra Silenler adında yeni bir sekmede sizi silen kişiler gözükecektir.

Fakat bu yol ile kurulumdan önce sizi silen kişiler gözükmeyecektir , kurulum yapıldıktan sonra silen kişiler gözükecektir. Ve bu eklentiyi kurduğunuz bilgisayar üzerinden çalıştırmanız gereklidir. Başka bilgisayarlarda oturum açtığınızda aynı sekme gelmeyecektir.

Devamını okuyun...>>





Gittikçe büyüyen mobil pazarı iştah kabartmaya devam ediyor. Teknoloji firmaları ve ünlü moda firmalarının piyasaya girmesinden sonra spor giyim firması Puma'da pazarda kendine yer bulabilmek için cep telefonu üreticisi Sagem ile işbirliğine giderek Puma Phone'u piyasaya sürüyor.

Kompakt bir tasarıma sahip olan Puma Phone, 2.8 inçlik dokunmatik ekrana, 6x zoom özellikli 3.2 MP flaş destekli kameraya sahip. Macera tutkunlarını hedef alan Puma, telefonunda ayrıca, pusula ve geotagging destekli GPS, pedometre, kronometre ve 3D yön sensörü gibi özelliklere de yer vermiş.

Telefonun en dikkat çekici özelliklerinden biri ise arka yüzeyinde güneş panelinin olması. Bu sayede Puma Phone, güneş enerjisi ile sarj edilebilecek.

Tek bir sarj ile 350 saate kadar bekleme, 5 saate kadar konuşma ve 24 saate kadar müzik dinleme imkanı sunabilecek. Nisan ayında piyasada olması beklenen telefonun fiyatı hakkında ise henüz bir bilgi bulunmuyor.

Puma Phone tanıtım sitesinden telefonun nisan ayında piyasaya sunulacağı bildirildi.

Zaman

Devamını okuyun...>>




İtalya, YouTube’dan akıl almaz bir istekte bulundu ama plan YouTube’la da sınırlı değil!

İnternet üzerindeki, içeriğini büyük oranda kullanıcıların oluşturdukları internet siteleri zaman zaman uygunsuz içerikler nedeniyle sorun yaşayabiliyorlar. Fakat bu genellikle demokrasi anlayışı tam olarak gelişmemiş toplumlarda rastlanıyor. İtalya geçtiğimiz günlerde demokrasi yolculuğunda geri dönüş yaptı ve artık internetin geleneksel medya ile aynı şekilde ele alınması gerektiğine karar verdi. YouTube’un İtalya’dan izlenebilmesi için bir televizyon kanalı lisanı alması gerekebilir!

İtalya da, Türkiye gibi YouTube ile yıldızı tam olarak barışmayan ülkelerden biri. İtalyan hükümeti daha önce YouTube’da yayınlanan ve kişilik haklarına saldıran bir video nedeniyle birkaç Google yöneticisine dava açmıştı. Fakat bu kez durum biraz daha farklı. İtalya şimdi YouTube’un tüm içeriğinden sorumlu kabul edilmesini ve bir televizyon kanalı ile neredeyse tamamen aynı muamele görmesini istiyor. Bu durumda YouTube’a ceza verilebilecek veya yayını durdurulabilecek.

YouTube’un tüm düzeni altüst olabilir…

Tabi ki bu gelişme YouTube’un tüm sistemini alt üst edebilir. Çünkü site bu statüye geçecek olursa her bir videonun yayınlanmadan önce YouTube yöneticileri tarafından izlenip, yayına uygunluğunun onaylanması gerekiyor. Hatırlayacağınız gibi sizlere daha önce YouTube’a her bir dakikada ne kadar video eklendiğini aktarmıştık. Bu kadar videonun nasıl izlenip onaylanacağı İtalya’nın medya imparatoru olan başbakanı Silvio Berlusconi bile hesap etmesi zor görünüyor. Üstelik eğer İtalya bu ısrarından vazgeçmezse karar sadece YouTube’u değil, tüm video paylaşım sitelerini kapsayacak…

Daha fazlası için www.chip.com.tr sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Devamını okuyun...>>




Yeni teknolojilerin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirme, toplumda teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratıyor ve bu “elektrofobi”ye dönüşüyor.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, yeni teknolojilerin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirmeyle, toplumda teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratıldığını ve bunun “elektrofobi”ye dönüştüğünü söyledi.


Prof. Dr. Kalkan, elektromanyetik alanların insan sağlığına etkisi konusunda sorularını yanıtlarken, elektromanyetik dalga
spekturumunun kozmik ışımalardan nükleer radyasyona, ultraviyoleden kızılötesi ışımaya karar geniş alanda bulunduğunu ve mikrodalga fırın, cep telefonu, baz istasyonu, telsiz yayınları, yüksek gerilim hatları, tıbbi cihazlardaki sistemlerin hepsinin elektromanyetik dalga yaydığını anlattı.

Radyasyon, kozmik ışıma gibi görünür ışığın daha yüksek frekansta bulunduğundan, enerjilerinin de çok yüksek olduğunu kaydeden Kalkan, “Bu yüksek enerji, bir atomun elektronuna çarpıp, onu oradan koparabiliyor. Elektron koparsa, yenisi gelir ancak, canlı organizmada bir elektron kopartıldığında oradaki işlev, fonksiyon bozulur. Fonksiyonun bozulması hücreyi öldürebilir veya değiştirebilir. Bu değişiklik, canlı organizmanın ölümüne, kanserine gidebilir” diye konuştu.

Kalkan, 1930’lardan bu yana yüksek frekanslı görünür ışığın öldürücü olabileceğinin bilindiğini ve buna yönelik olarak alınan tedbirlerin bazılarını, “tedavi amaçlı kullanılıyorsa doz belirlenmesi”, “ultraviyoleden korunmak için fazla güneşe çıkmama uyarısı”, “hamilelerin röntgen çektirmemesi” şeklinde sıraladı.

Görünür ışıktan düşük frekanslı olan ışımaların, enerjisinin düşük olması dolayısıyla atomdan elektron kopartabilecek etkiye sahip olmadığını ancak yapılan çalışmalarda, gerilim hatları altında yaşayanlarda beyin tümörü, lösemi vakaları görüldüğüne değinen Kalkan, şöyle devam etti:

“1980’lerde Türkiye’de biz de bu alanda çalışmaya başladık. Bazı etkileri gördük. Eğer, şiddeti çok yüksekse ve insan uzun süre bunlara maruz kalıyorsa, bazı etkileri görebiliyoruz. Bu etkileri ortaya çıkarabilmek için çok uzun bilimsel çalışmalar yapılıyor. Modelleme, hesaplama, hayvan deneyi yapıyoruz ama insan deneyi yapamıyoruz. Bu konuda uzun süreli sağlık taramaları yapılabilir.”

-”BİLİMSEL OLARAK SAĞLIĞI ÖN PLANDA TUTAN STANDARTLAR OTURTULMUŞ DURUMDA”-

Tunaya Kalkan, düşük frekanslı ışımaların, ısıl (termik) ve ısıl olmayan etki olmak üzere iki tür etkisi bulunduğuna işaret ederek, şu bilgileri verdi: “Elektromanyetik alan insan vücudunun içinden geçiyorsa, enerjiyi bir miktar vücutta bırakır ve orada sıcaklık artışı olur. Vücut biraz ısınır ve o ısıyı dışarıya vermeye çalışırız. Veremezsek, vücut iç sıcaklığı artar. Bunun artığı anda vücut içerden koruma mekanizması çıkartıyor. Ter bezlerinin aktive olması gibi… Bu bir savunma mekanizmasıdır. Vücut sıcaklığı 1 derece artarsa, bu savunma mekanizması devreye giriyor. O zaman vücut sıcaklığını 1 derece artıracak elektromanyetik alanın ne kadar olduğuna bakıyoruz ve bunun altında bir alanda durulması gerektiğini söylüyoruz.”

Bu konuda uluslararası standartlar bulunduğuna ve Türkiye’de bu standartların tek baz istasyonu için, değerin dörtte biri alınarak, 10
volt/metreye indirildiğine işaret eden Kalkan, herhangi bir yere elektromanyetik alan üreten sistem konmadan önce, bunun standartların altında olup olmadığını denetlendiğini belirtti.

Cep telefonu ve baz istasyonu için vücudun sıcaklığını 1 derece artıran alanın 50’de biri kadarlık alanda durulmaması gerektiğinin söylendiğini vurgulayan Kalkan, bu değerin, birinci nesil cep telefonları için 42 volt/metre olduğunu söyledi ve “Eğer 42 volt/metrelik bir alandaysanız, bu sizin tüm vücudunuzu da etkiliyorsa, vücudunuzun sıcaklığını artırır ve vücut bir çeşit savunma mekanizması üretir. Ancak, bunun 50’de 1’i vücudu ısıtmaz” dedi.

Kalkan, ısıl olmayan etki konusunda ise dışarıdan gelen elektromanyetik alanın vücuttaki elektrik yüklerini hareketlendirerek, moleküler yapıda, hücre yapısında bozulma yaratıp, beklenmedik sağlık problemleri ortaya çıkarıp çıkarmayacağına ilişkin pek çok deney yapıldığına değinerek, “Şu anki verilerle bunları ortaya koyabilecek, yani insana ısıl olmayan bir etkiyle sağlık problemi yaratacak bir şey görülmedi” dedi.

Bu konuda, bazı iddialar ortaya konduğuna ancak asıl sonuç için 20-25 senelik sağlık taramaları gerektiğine dikkati çeken Kalkan, şunları söyledi: “Ön sağlık taramalarıyla ilgili Almanya’da yapılan ilk çalışma sonuçları çıktı, ’biz bir şey görmedik’ diyorlar. Bunlar daha ön çalışma. 20-25 sene sonra ortaya bir şey çıkacaksa, bizim hesaplayamadığımız, bizim hayvanlarda gözleyemediğimiz, bizim modellerde ortaya çıkaramadığımız, hemen bunların tedbirlerini alırız. Şu ana kadar görünen, bilimsel olarak insan sağlığını ön planda tutan standartlar oturtulmuş durumda.”

-ELEKTROFOBİ-

Devamını okuyun...>>




Türk Telekom A.Ş Genel Müdürü Paul Doany, sabit telefon bağlantısız ADSL (yalın ADSL) hizmetini gelecek yıl hizmete sunmaya hazır olduklarını söyledi.

Doany, Antalya Mardan Palace Otel’de bir grup basın mensubuyla bir araya geldiği sohbet toplantısında soruları yanıtladı. ”Yalın ADSL konusundaki çalışmalarının” sorulması üzerine Doany, şöyle konuştu:

”Gelecek yıl BTK’nın kararını beklemeden yalın ADSL hizmetini 2010′da sunmaya hazırız. BTK ile şartları görüşüyoruz. Biz hala ara bağlantı fiyatı üzerinden regüle edilen bir şirketiz. Tarife değişikliğindeki düzenleme ile gelecek yıldan itibaren ses tarafında istediğimiz tarifeleri müşterilerimize sunabileceğiz. Mobil operatörlerin şu ana kadar yapabildiği şeyi biz de yapabileceğiz. Bizim en büyük problemimiz fiyatlarımızın regüle ediliyor olmasıydı. Mobil operatörler tarifelerini sunduktan 6-7 gün sonra işleme koyabiliyor, biz tarife için regüle ediliyor olmaktan dolayı 5-6 ay bekliyoruz. Bu bizim için de BTK için de kötü. 1 Ocak 2010′dan itibaren tarife ve kampanyaları hızlı şekilde verebiliyor olacağız. 1 Ocak’ta ‘geleceğin başladığı gün bugün’ diyeceğiz.”


Doany, ”Türk Telekom’un yeni satın almaları olacak mı?” şeklindeki bir soru üzerine, ”Şu anda satıcı durumda olan operatörler rayiç bedel üzerinden satış yapmıyorlar. Bu yüzden satın alma yerine grubumuzdaki teknoloji şirketlerine yatırım yapmayı tercih ettik.. Bu noktada start-up dediğimiz başlangıç seviyesinde olan sıfır noktasından hareket eden şirketlerin felsefesiyle hareket etmelerini bekliyoruz. Büyümeleri için onları destekliyoruz. Hedef olarak da uluslararası pazarları gösteriyoruz. Türk Telekom Grubu şirketi Argela öyleydi mesela şimdi gayet iyi bir noktaya erişti. Bir haftalık reklam bütçeleriyle böyle küçük kurup büyütmek mümkün, yeter ki yaratıcı, üretici olun” diye konuştu.

Bir başka soru üzerine de Doany, ”Oger Telekom’un, Türk Telekom’un hisseleri için ödediği rakamın, Türk Telekom’un bugünkü piyasa değerinin yüzde 20 üzerinde olduğunu” söyledi.

Doany, ‘’sabit hatların rekabete açıldığının ancak bu konuda rekabet ortamının oluşmadığının anımsatılması” üzerine sektördeki tüm rakip operatörler ve hatta onların dağıtıcılarıyla bu konuyu görüştüklerini, bu operatörlere ADSL’de pozitif ayrımcılık yaptıklarını belirterek, ”Ancak sabit hat kullanımında düşüş yaşandığı için bu şirketler istediği noktaya ulaşamadı. Ayrıca bu şirketlerin yaptığı yatırıma ve aldığı riske bakarsanız konu daha iyi anlaşılabilir. Bu şirketler Vitamin’i geliştiren SEBİT kadar risk alsalardı çok daha iyi konumda olurlardı. Biz bu konuda her zaman olduğu gibi kurallara uygun hareket edeceğiz” dedi.

ABD’nin eğitime 30 milyar dolar, Suudi Arabistan’ın 37 milyar dolar ayırdığını anlatan Doany, dünyanın tüm ülkelerinde eğitime yatırımın öncelikli konu olduğunu belirterek, Türk Telekom Grubu’nun eğitim yazılımı Vitamin ile bu rakamlardan pay almaya yönelik uluslararası yatırımlara yöneldiğini belirtti.

Uluslararası pazarlara gireceklerini ve küçük ekiplerle mucizeler yaratacaklarını dile getiren Doany, ”2010′un özellikle ses tarafında istediklerini yapacakları yıl olacağını, Türk Telekom müşterilerinin sürpriz kampanya ve tarifelere hazır olmaları gerektiğini’ söyledi.

Devamını okuyun...>>




Tablet bilgisayar pazarının lideri olması beklenen Apple’ın iPad’i nihayet yüzünü gösterdi.

Dün akşam San Francisco’da Apple’ın efsane patronu Steve Jobs’ın da katıldığı tanıtım gecesinde en az iPod ve iPhone kadar önemli olduğu belirtilen yeni tablet bilgisayar iPad’in tanıtımı yapıldı. Pek çok kişi yeni cihazın iSlate olarak adlandırılacağını tahmin ediyordu fakat iPad ismi resmiyet kazanmış oldu.

Apple’ın yeni oyuncağının dokunmatik ekranı 9.7 inç boyutunda ve 1024×768 çözünürlüğe sahip. Yeni iPad 1 GHz çalışma frekansına sahip A4 işlemcisini taşıyor. Depolama için SSD disk kullanan iPad’in 16 GB, 32 GB ve 64 GB kapasiteli üç farklı versiyonu bulunuyor. Bu üç versiyon sırasıyla 499$, 599$ ve 699$ fiyatla satılacak.

Pili “bekleme modunda”yken 1 ay dayanabilen iPad ile 10 saat kesintisiz film izlemek mümkün. Bluetooth desteğinin bulunması da bağlantı zenginliği açısından güzel bir özelik.

Wi-Fi kablosuz ağ desteğine sahip olan iPad’in 2 ay içinde pazara sunulacağını belirten Steve Jobs, 3G destekli modelin ise 3 ay sonra satışa hazır hale geleceğini söyledi. Böylece iPad ile 3G üzerinden görüntülü görüşme yapılabileceği yönünde duyduğumuz haberler doğru çıkmış oldu.


720p çözünürlüğünde HD video da oynatabilen iPad için daha şimdiden pek çok yazılım firması kendi uygulamalarını duyurmaya başladı.

iPad’in Türkiye’ye gelip gelmeyeceği ise henüz belli değil.

Devamını okuyun...>>





İsviçre sitelerine yoğun bir saldırı gerçekleştiren Türk hacker grubu 1923TURK’ün mesajı çok açık.


İsviçre’de cami ve minarelerle ilgili kriz devam ederken en ünlü Türk hacker gruplarından birisi olan 1923Turk-Grup gerçekleştirdiği saldırılarla İsviçre’deki yüzlerce siteyi çökertti. Özellikle sağ partilerin sitelerini hedef lan grup daha önce de Türkiye aleyhinde yayınlar yapan pek çok siteyi çökertmişti.

Dadaşlar Grup Komutanlığı, Efeler Özel Harekat Grup Komutanlığı, Bordo Bereliler Grup Komutanlığı, Fatihler Özel Harekat Grup Komutanlığı gibi alt gruplara ayrılan 1923Turk-Grup, dünya sıralamasında şu anda ikinci sırada bulunuyor.

Devamını okuyun...>>




Elektrik Mühendisleri Odası bir basın toplantısı düzenleyerek 3G’ye neden karşı olduklarını anlattı.
GNRK Merkezi Sorumlusu Arzu Fırlarer, bugün yaklaşık 20 milyar insanın kullandığı cep teflonları ve baz istasyon sayılarının artması ile insan sağlığının tehdit altında olduğunu söyledi.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ile Gazi Üniversitesi Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi (GNRK) 3. Nesil (3N) iletişim sistemi ve elektromanyetik kirlilik konusunda ortak bir basın toplantısı düzenleyerek, alınması gereken önlemler konusunda uyarılarda bulundu. EMO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tarık Öden ve GNRK Merkezi Sorumlusu Arzu Fırlarer’in okudukları açıklamaları aşağıda okuyabilirsiniz.

3N’de yeni telefon maliyeti

Tarık Öden, ülkemizdeki kara listeye alınan 8.5 milyon cep telefonu üzerinden 100 TL’lik en az satış fiyatı üzerinden Türkiye’nin 850 milyon TL zararda olduğunu kaydetti. Kayıtlı cep telefonu sayısı 104 milyon iken abone sayısının 63.6 milyon olmasının 40 milyon 400 bin telefonun da kullanılmaz durumda olduğunu gösterdiğini, bunun da ekonomik değerinin yine en düşük düzeyden hesaplandığında 4 milyar TL’den fazla olduğunu ortaya koydu. 3N ile uyumlu 3 milyon telefon dışarıda bırakıldığında tüm ülkede 3N teknolojisinin kullanılması için 60.6 milyon telefonun daha kullanılamaz hale geleceğini, bunun da 6 milyar 60 milyon TL anlamına geldiğini aktaran Öden, 240 TL’den başlayıp 1700 TL’lere ulaşan 3N uyumlu cihazlar için de tüm kullanıcıların geçmesi durumunda 14.5 milyar TL’lik bir kaynağın aktarılacağını hesabını açıkladı.

Türkiye teknoloji çöplüğüne dönüşecek

Tarık Öden şöyle konuştu: “3N ile Türkiye’nin iletişim alanında teknolojik çağ atladığını iddia etmek ciddi bir yanılgıdan ibarettir. Böylece iletişim alanında yüksek teknoloji ürünü sistem ve teçhizatları, sorunları ile birlikte satın almaya dayalı Türkiye’de yaşanan ilklere 3N ile bir yenisini daha eklemiş oluyoruz. Çok uzun sürmeyecek bir kaç yıl sonra, 4N ile bu ilkleri sürdüreceğiz. Bütün bu yaşananlar; ülkemizde yeterince önem verilmeyen ve teşvik edilmeyen üretime dayalı elektronik sanayi sektörü ve bu alandaki Ar-Ge çalışmalarında bir kez daha sınıfta kaldığımızın resmidir. Dünya devleri konumunda olan pazara egemen şirketler, muazzam bir propaganda ile tüketiciyi baskı altına almaya çalışmaktadır. Uluslararası pazarlara bağımlı olan Türkiye gibi ülkelerin teknoloji çöplüğüne dönüşmesi sağlanmaktadır.

Toplumsal gelişmeyi sağlayabilecek tüm iletişim teknolojileri gibi ne yazık ki 3N’de şirketlerin kar mantığı içerisinde bir oyun ve eğlence platformu olarak ele alınmaktadır. Bu da teknolojik gelişmenin toplumsal gelişmeyi motive etmesini ve toplumsal yararın açığa çıkmasını olanaksız hale getiren bir yaklaşımdır. Küresel sermaye, sadece kar odaklı bir anlayışla müşterilerine hizmet sunmayı hedeflerken; kamu sağlığı boyutu, kaynakların ekonomik ve ihtiyaca göre kullanımı ne yazık ki göz ardı edilmektedir. Uzun süreli cep telefonu görüşmelerini teşvik eden, hatta çocukları bile cep telefonu kullanmaya teşvik eden yoğun reklam kampanyalarını endişeyle izliyoruz. Tüketim çılgınlığı boyutunda temel ihtiyaçlarımızın sınırlarını genişleterek teknolojiyi satın almak ve bunu bir aksesuar olarak kullanmak yerine; eğitime, bilme ve teknolojiye katkılarından hareketle bilgi toplumu kavramının içini dolduracak bir biçimde teknolojiden istifade edilmesi gerekmektedir.”

“3N ile baz istasyonu sayısı artacak”

EMO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Öden, 3N sisteminde bölgedeki baz istasyonun kapsadığı alan içinde iletişim trafiği arttıkça iletim hızının düştüğü, bunun da yeni baz istasyonları gerektirdiğini belirtti. “Hizmetlerin kaliteli ve istenilen seviyede tüketiciye yansıması için abone yoğunluğuna paralel olarak baz istasyonu sayısını o ölçüde artırılması zorunluluğu vardır. Bu durum, 3N hizmeti ile şimdiki düzensiz, görüntü kirliliği oluşturan ve insan sağlığı için tehlikeli baz istasyonlarının sayısının daha da artacağı anlamına gelmektedir” diyen Tarık Öden, dünyada elektromanyetik kirlilik konusunda çeşitli çalışmalar yürütülürken, Türkiye’de yetkililerin bu konudan uzak durmayı tercih ettiklerini söyledi. Konuya ilişkin çalışmalarda meslek örgütlerinin bypass edilmesini de eleştiren Öden, 16 Mayıs 2009 tarihli yönetmelikle elektromanyetik alan ölçüm ve denetlemesi konusunda il mahalli çevre kurullarının dışarıda bırakılmasına da tepki gösterdi. Öden, Samsun’un Bafra İlçesi’nde mahalle sakinleri tarafından açılan dava sonucunda “Hiçbir hizmet, insan yaşamı kadar değerli değildir” vurgusuyla baz istasyonunun kaldırılması kararı çıktığını anımsatırken, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Bu örnek kararlar dikkate alınarak, baz istasyonlarının kurulumunda ciddi denetimlerin yapılması gerektiği açıktır. Baz istasyonlarının kurulumu ve işletme dönemi, meslek odaları tarafından denetlenebilmeli, olumsuz ölçümle raporlanan veya yönetmelikte belirlenen limit değerlerin üzerinde elektrik alan şiddeti yayan tesisler işletme dışı bırakılmalıdır. Günümüzde olduğu gibi şirketlerin kendi istasyonlarını ölçmesi ve raporlamasına dönüşen ve duyarlı yurttaşların hukuki yollara başvurusu sonucu yapılan denetimin, halk sağlığını esas alan güvenilir kamusal denetim anlayışı ile bağdaşmayacağı açıktır.”

Sağlık üzerinde ciddi etkiler bırakacak

Elektromanyetik kirliliğin sağlık üzerine etkilerini anlatan GNRK Merkezi Sorumlusu Arzu Fırlarer ise, bugün yaklaşık 20 milyar insanın kullandığı cep teflonları ve baz istasyon sayılarının artması ile giderek artan oranda radyo frekans radyasyona maruz kalındığını belirtti. Bu alanların etkisine ilişkin yapılan çalışmalarda, “çeşitli kanser türleri, lösemi, lenfoma, kan beyin bariyeri geçirgenliğinin artması, beyin sıcaklığının, hücre ve DNA sentezinin artması, üremede azalma, kromozomal bozulmalar, beyin elektriksel aktivitesinin (EEG), kan basıncının artması, davranış bozukluğu, çocuklarda öğrenme güçlüğü gibi pek çok etkinin varlığının gösterildiğini anlattı. Fırlarer, bilim insanlarının ve Uluslararası Elektromanyetik Alanlar Güvenlik Komisyonu üyelerinin kaleme aldığı Beneveto Bildirgesi’ne atıfta bulunarak, özellikle çocuklar ve gençlerin cep telefonu ve kablosuz telefon kullanımının sınırlandırılması ve onlara yönelik cep telefonu reklam kampanyalarının yasaklanmasının gündeme getirildiğini bildirdi. Fırlarer, 16 yaş altındaki çocukların henüz bilişsel fonksiyonlarının gelişmekte olması, beyin gelişiminin devam ediyor olması, ayrıca beyin sıvı yoğunluğunun fazla olması sonucunda yetişkinlere göre daha fazla elektromanyetik alan iletkenliği bulunması nedeniyle bu konunun çok önemli olduğunu anlattı. Arzu Fırlarer, Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Elektromanyetik Güvenlik Komisyonu’nun, ülkemizde de Gazi Non-İyonizan Radyasyondan Koruma Merkezi’nin önerilerinin dikkate alınmasını talep etti.


Araştırma için bütçe talebi

GNRK Merkezi Sorumlusu Fırlarer, Avrupa ve Amerika’nın elektromanyetik alanlar konusundaki araştırmalara bütçe ayırdığını kaydederek, Türkiye’nin de kaynak ayırması talebini gündeme getirdi. Arzu Fırlarer, Uluslararası Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Komisyonu’nun belirlediği standartlarda yalnızca ısı etkisinin göz önüne alındığı, canlılar üzerindeki diğer biyolojik etkileri dikkate alan standartlar oluşturulmadığını belirtirken, pek çok ülkenin bu sınırların çok daha aşağısında limit değerler belirlediğini kaydetti.

Türkiye’de sınır değer düşürülmeli

Türkiye’de ise Telekomünikasyon Kurumu’nun 2001 yılında yayımlanan yönetmelikle belirlediği sınır değerleri GNRK’nın yüksek bulduğunu Fırlarer şöyle ifade etti: “Toplantılarda Dr. Seyhan (GNRK Merkezi Kurucusu ve Müdürü Dr. Nesrin Seyhan) TK’na 900 MHz standardı olan 41 V/m yerine 4 V/m’nin, 1800 MHz için de 6 V/m’nin sınır değer alınmasını önermiştir.”

Anten ve kulelerin kurulacağı yerlere ilişkin olarak da uyarı ve önerilerde bulunan Fırlarer, konuşmasını şöyle tamamladı: “GNRK, eğer bir bölgede baz istasyonu kurulumu zorunlu ise kurallara uygun olarak dikilen kulelerin tepesine kurulmasını önermektedir. Ancak bu durumun mümkün olmadığı yada iletişim probleminin çözülemediği ender durumlarda çevrede bulunan en yüksek binanın tepesine yapılacak ek bir çıkmanın üzerine dikilecek minimum 3 metrelik kulenin üzerine kurulması tercih edilmelidir. Baz istasyonunun binanın çatısına kurulmasının zorunlu olduğu durumlarda o binanın çevre binalardan daha yüksek olması gerekmektedir. Bu durumda bile hem binada oturanlar hem de yakın çevresinde yaşayanlar ile anlaşmaya varılarak kurulmalıdır. Yerleşim alanlarında elektromanyetik alanlara aşırı duyarlı insanlar için kablosuz iletişimin olmadığı alanlar oluşturulmalıdır.

Dr. Nesrin Seyhan’ın üyesi olduğu ve hazırlanmasında görev aldığı Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Elektromanyetik Alanlar Uluslararası Danışma Komitesinin Mayıs 2006 tarihli “Bilimsel Belirsizliklerin Olduğu Durumlarda Halk Sağlığı” (Framework Guiding Public Health Policy Options in Areas of Scientific Uncertainty) başlıklı raporunda;

- Baz istasyonlarının çocukların bulunduğu hastane, çocuk bahçesi, kreş ve okul gibi yerlere veya yakınlara kurulmasından sakınılmasını
- Baz istasyonlarını kurma kararında halkın duyarlılığı ve estetiğin göz önüne alınmasını
- Cep telefonu operatörleri ile çevrede oturanlar arasında baz istasyonu kurulmadan önce bir anlaşmanın olmasına önem verilmesi gerektiği belirtilmektedir.”

Devamını okuyun...>>




Kablosuz ağınız aslında hiç de güvende değil!

Kablosuz ağınızı şifrelediğinizde kapı gibi sağlam olduğunu mu sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz.

Japon araştırmacılar, kablosuz ağ şifreleme yöntemi WPA’yı kısa bir sürede devre dışı bırakmanın bir yolunu buldu. Kendi verilerine göre araştırmacılar en şanslı durumda sadece 60 saniyeye ihtiyaç duyuyor.

Bilim adamları bu iş için kablosuz ağlara saldırmak için kullanılan bilindik yöntemleri birleştiriyor. Gerçi tanıtılan yöntem ile WLAN anahtarı görüntülenemiyor; fakat ağa sahte WLAN paketleri yerleştirilebiliyor.

Bu süre zarfında kurbanın tüm iletişim hattı ele geçiriliyor ve saldırgana has bir sistem üzerinden aktarılıyor. Bunun bir sonucu olarak uzun süren saldırılarda bu aktarım yüksek bir ihtimalle kendini ifşa edecektir.

CHIP Online

Devamını okuyun...>>




Müzik ve sinema sektörünü büyük maddi kayıplara uğratarak üretimin düşmesine neden olan, ”internetten müzik ve film dosyası indirilmesine” sıkı takip ve cezai yaptırım getirilecek.

Müzik ve sinema sektörünü büyük maddi kayıplara uğratarak üretimin düşmesine neden olan, ”internetten müzik ve film dosyası indirilmesine” sıkı takip ve cezai yaptırım getirilecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yapacağı değişiklikle, internetten ”fikir hırsızlığına” karşı uyarı, idari para ve hapis cezasına kadar uzanan yaptırım hedefleniyor.

Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, yapılması düşünülen yasal düzenlemeye ilişkin yaptığı açıklamada, ”fikir hırsızlığıyla” mücadelede, ”Denetim Komisyonu Başkan ve Üyelerine İkramiye Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde illerde görev yapan denetim komisyonu üyeleri ve emniyet görevlilerine belli miktarda ikramiye verileceğini söyledi.

”Korsan” yerine ”fikir hırsızlığı” ifadesini kullanmaya özen gösterdiklerine işaret eden Abdurrahman Çelik, ”Bundan sonra onların ismi hırsızdır. Çünkü nasıl ki bir hırsız herhangi bir ürünü bir yerden alıp satıyorsa, alan da suçlu, satan da suçludur” diye konuştu.

Çelik, 5846 sayılı yasada yapılacak değişikliklerin Ekim ayı sonuna yetiştirmeyi hedeflediklerini bildirdi. Çelik, yapılacak yasal düzenlemeyle ilgili şu bilgileri verdi:

”Hemen hemen diğer dünya ülkelerindekine yakın bir sistem olacak. Birkaç sefer uyarı, idari para cezası, ardından çok ısrarcı olunuyorsa hapis cezası verilebilir. Bunların hepsinin yapılma imkanı ve ihtimali var. Yine burada internet servis sağlayıcıların konumu, durumu çok önemli. Onlara da belli yaptırımlar getireceğiz. Servis sağlayıcılar, böylece bu bilgi paylaşımı konusunda daha dikkatli, hassas davranabilecek. Onlar üzerinden bazı mekanizmaları takip ettireceğiz. O takipler sonucunda bu kullanıcılarla ilgili yasal işlemi de yaptıracağız.

Eğer ilgili servis sağlayıcı kuralları yerine getirmiyorsa, ona cezai işlem uygulayacağız. Bundan sonraki süreçte ikisini de dikkatli bir süreç içine sokabilirsek tahmin ediyorum daha derli toplu olacaktır.”

ABD’de bu ceza mekanizması çalıştırıldıktan sonra ilk uyarıda yüzde 70 oranında başarı elde edildiğini belirten Çelik, ”İnternetten müzik indiren bir Amerikalı öğrenciye 675 bin dolar ceza kesildi. Bu yapıyı işletirsek başarılı olacağımıza inanıyorum” dedi.

ANKARA (A.A)

Devamını okuyun...>>




Londrada 12,5 milyon Euro değerinde 4D sinema sistemi için şimdiden altyapı faaliyetlerine başlandığı açıklandı.

3D ( Üç Boyutlu Sinema) sisteminin daha yeni geldiği ülkemizde ; acaba dört boyutlu (4D) sinema sisteminin ne zaman geleceğini merak ediyoruz. 4D sinema sistemine bilim adamları özellikle koku , rüzgar gibi sinemaya efektlerin nasıl ekleneceği hakkında araştırmalar yaptıkları açıklandı.

4D testi için seçilecek kısa filmde küçük bir kızın hikayesi anlatılacak. 4D sinema sisteminde kullanıcılara özellikle beş duyu hissi sağlanacak

teknoloji.me

Devamını okuyun...>>




Dünyanın ilk 3G saat telefonu olma özelliği taşıyan LG GD910, çok yakında Türkiye’de!

Yakın zamana kadar bilim kurgu olmaktan öteye gidemeyen görüntülü konuşma sağlayan kol saati şeklindeki telefon gerçek oldu. LG Electronics tarafından üretilen dünyanın ilk 3G dokunmatik ekranlı saat telefonubu ay sadece Turkcell iletişim merkezlerinde teknoloji tutkunlarıyla buluşacak.

İlk kola takılabilir 3G telefonu olan LG GD910 saat telefon (watchphone), bluetooth kulaklığı ile birlikte satışa sunulacak. Dokunmatik ekranlı arayüzü ve video görüşmeleri için yerleşik kamerayla birlikte sunulan saat telefon, görüntülü konuşmanın yanında bir cep telefonunun sahip olduğu tüm özellikleri içeriyor. 7.2 Mbps 3G HSDPA uyumluluğuyla donatılan ürün ile yüksek hızda veri aktarımı yapmak da mümkün olacak.

3G uyumlu LG GD910 saat telefon görüntülü konuşma dışında sesli arama, MP3 çalar, mesaj gönderme gibi cep telefonlarında bulunan tüm özelliklere de sahip. LG GD910 deri kayışı ve ince tasarımı ile şık bir aksesuar görünümünde.

Uzun yıllar süren araştırma ve geliştirme çalışmalarının sonucu olan bu tasarım harikası saat telefon 1999 TL fiyatla Türk tüketicilerinin beğenisine sunulacak.

Devamını okuyun...>>




Cep telefonundan hızlı ve zengin içerikli veri akışına ve görüntülü konuşmaya imkan sağlayan Üçüncü Nesil Mobil İletişim Sistemleri (3G) hizmete başladı.

GSM’de ikinci nesilin (2G) bir üst teknolojisi olan görüntülü konuşma ve cepten hızlı internet gibi avantajlar getiren 3G teknolojisi hizmete girdi. 3G teknolojisi, günlük hayatta eğlence, hız ve kolaylık getirecek. 3G uyumlu cep telefonları bu teknolojiyi kullanabilecek.

Geçen yıl aralık ayında ihalesi yapılan ve teknik adı “IMT-2000/UMTS” olan 3G hizmet ve altyapılarına ilişkin A tipi lisansı alan Turkcell, B tipi lisansı alan Vodafone ve C tipi lisansı alan Avea 3G hizmeti sunmaya başladı.

3G ile şu anki internet bağlantı hızının 10 katı hızda erişim mümkün olacak. Uygulamaya göre, 3G için abonelik başvurusunda bulunulması gerekiyor. 3G hizmeti almak için, Turkcell aboneleri, “3G” yazıp 2323′e, Vodafone aboneleri “3G” yazıp 3636′ya ve Avea aboneleri de “3G” yazıp 3334′e kısa mesaj gönderecek. Mevcut aboneler, herhangi bir abonelik ücreti veya vergi ödemeden 3G’ye anında geçiş yapabilecek.

Abonelerin, 3G şebekesindeki tüm servislerden yararlanabilmesi için çift kameralı 3G destekli cep telefonuna sahip olması gerekiyor. Kullanıcılar, yurtiçinde ve yurtdışında, 3G dolaşım anlaşması yapmış tüm operatörlerin şebekelerinde 3G hizmetlerinden yararlanabilecek.

Devamını okuyun...>>




Microsoft ve Yahoo ortak arama motoru açacak.

Microsoft ve Yahoo, yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden pazarlıkların sonunda anlaşmaya vardı
Anlaşma, dünyanın en büyük yazılım şirketi Microsoft'a, internette en büyük ikinci arama motoru olabilme imkanına kavuşturacak.

10 yıllık anlaşmayla Microsoft, internette en büyük arama motoru ve reklam lideri Google'a karşı önemli bir avantaj yakalayacak.

Genişletilmiş anlaşma, Microsoft'un adını "Bing" olarak değiştirdiği arama motorunun daha fazla kişi tarafından kullanılmasına olanak tanıyacak.

Anlaşmayla Yahoo, ilk 5 yılda kendi sitesindeki tüm arama ve reklam gelirlerinin yüzde 88'ini alacak ve Microsoft'un bazı internet sitelerinde reklam satma hakkına kavuşacak.

Yahoo, anlaşmanın, yıllık karını 500 milyon dolara kadar artıracağını ve kendi arama teknolojisine yatırım yapmayacağı için yılda sermaye harcamalarında 275 milyon dolar da tasarruf sağlayacağını tahmin ediyor.

"Yeni bir çağ" Microsoft'un patronu Steve Ballmer, anlaşmayla, Microsoft'un arama motoru Bing'in rekabet için gerekli olan ölçeğe kavuşacağını söyledi.

Ballmer, "Bu anlaşmayla, aramada daha fazla yenilik, reklamcılar için daha iyi değer ve tek bir şirketin şu anda hakim olduğu piyasada gerçek tüketici seçimi yaratacağız" dedi.

Yahoo da, anlaşmanın Yahoo kullanıcılarının ve reklamcıların çıkarına olacağını bildirdi.

Yahoo Üst Yöneticisi (CEO) Carol Bartz, "Anlaşma, Yahoo, kullanıcılarımız ve endüstriye gemi yüküyle değer katacak. Ve bu anlaşmayla internet yeniliği (innovasyon) ve gelişmesinde yeni bir çağın kurulacağına inanıyorum" diye konuştu.

Microsoft, internet arama pazarında payını artırmak umuduyla birkaç yıldır Yahoo ile anlaşmaya çalışıyordu. Şirketin yaklaşık 15 ay önce Yahoo'ya sunduğu 47,5 milyar dolarlık teklif, Yahoo'nun kurucu ortağı Jerry Yang başkanlığındaki grubun direnciyle karşılaşması üzerine Microsoft teklifini geri çekmişti. Anlaşma, ancak Jerry Yang'ın geçen yıl üst yöneticilikten ayrılmasından sonra olanaklı hale geldi.

Yahoo, dünya çapında internet arama pazarında yüzde 8, buna karşılık Google ise yüzde 67 pay sahibi bulunuyor. ABD'de ise Google'ın bu payı yüzde 65 iken, Yahoo'nun ise yüzde 20 civarında.

Arama motorunu iyileştirmek için milyarlarca dolar harcamasına karşılık Microsoft'un dünya genelindeki internet arama pazar payı sadece yüzde 3 ve ABD'de ise yüzde 8 düzeyinde kaldı. Microsoft, bu sırada arama motorunun adını da "Bing" olarak değiştirdi.

Devamını okuyun...>>




3G üzerinden görüntülü konuşma sağlığımızı da olumlu yönde etkileyecek.

Uzmanlara göre, görüntülü konuşmada telefonun direkt kulağa götürülmeden konuşulması sebebiyle cep telefonun yaydığı elektromanyetik radyasyon, beyni daha az etkileyecek. Görüntülü konuşma ayrıca telefonu belli bir açıdan sürekli sabit tutulmasını gerektirdiğinden konuşma süresi de kısalacak. Bu da yine daha az elektromanyetik radyasyona maruz kalma anlamına geliyor.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Çerezci, 3G üzerinden görüntülü konuşma sayesinde cep telefonlarının beyinden uzak tutularak görüşülmesinin insan sağlığını olumlu yönde etkileyeceğini söyledi. Çerezci, görüntü konuşmanın normal konuşmaya göre biraz daha çaba gerektirmesi sebebiyle konuşma süresinin kısalacağını, böylece insanların daha az elektromanyetik radyasyona maruz kalacağını kaydetti.


Telefonun kulağa götürülerek yapılan klasik konuşma sebebiyle cep telefonunu yaydığı elektromanyetik radyasyonun doğrudan beyni etkilediğini ifade eden Çerezci, 3G görüntülü konuşma sayesinde ise cep telefonların beyinden uzak tutularak görüşülmesinin insan sağlığı için olumlu bir adım olduğunu vurguladı. Çerezci şu bilgileri verdi: “Biz cep telefonu kullanıcılarını görüşme yapılırken telefonun kulağa iyice bastırılarak değil, duyabilecek kadar uzaklıkta tutulmasını öneriyorduk. Cep telefonu baş bölgesinden ne kadar uzağa tutulursa yaydığı elektromanyetik radyasyon o kadar azalır. Bu da insan sağlığını için daha az olumsuz etki demek. Bu sebeple 3G üzerinden görüntülü konuşma cep telefonunun beyne verdiği zararı azaltacaktır. Çünkü görüntülü konuşmada telefon kulağa götürülemeyeceğinden beynimiz radyasyondan daha az etkilenecek.”

GÖRÜNTÜLÜ KONUŞMA GÖRÜŞME SÜRESİNİ DE KISALTACAK

Prof. Çerezci, 3G üzerinden görüntülü konuşmanın normal görüşmeye göre biraz daha çaba gerektirmesi ve maliyetiyle görüşme süresini kısaltacağını yine bu durumun insan sağlığı için olumlu olduğunun altını çizdi. Çerezci, “Klasik görüşmelerde kişi telefonu kulağına dayayıp istediği kadar konuşabiliyordu. Ancak görüntülü konuşmada fazla çaba sarf etmesi gerekiyor. Karşıdaki kişiyi görmesi ve kendisinin de görünmesi için telefonu belli bir açıda sabit tutması gerekir. Bunu yapmak için daha fazla çaba harcaması lazım. Bu sebeple normal görüşmeye göre görüntülü görüşme süresi kısalacaktır.” diye konuştu.

Çerezci, bir uyarıda da bulunarak, 3G ile yeni ve daha güçlü baz istasyonların kurulacağını, bu baz istasyonlarının çevreye zarar vermemesi bakımından yönetmeliklere uygun olarak yapılması ve denetlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Devamını okuyun...>>




Chery, 2009′da olduğu gibi 2010 model yılında da yeni modelleriyle dikkat çekiyor.

İlk olarak 2008 yılında Türkiye ile tanıştırdığı SUV segmentindeki otomobili Tiggo3′e otomatik şanzıman seçeneği ekleyen Chery, Kimo modeliyle özellikle kadın tüketicileri yakaladı.

Bordo, demir grisi, kırmızı altın, koyu lacivert ve okyanus mavisi olmak üzere 5 farklı renk seçeneği ile satışa sunulan Chery Kimo’nun çekik gözlü farları, doğduğu ülkede yaşayan Uzakdoğu halkının gözlerinden esinlenerek tasarlandı. Dış tasarımına olduğu kadar iç tasarımına da özen gösterilen Kimo modelinde, kadın sürücülerin istedikleri herşeyi yanlarında taşıyabilmeleri için her türlü konfor düşünülmüş. Kimo’da Chery üretimi 83 beygir güç üreten 1.3 litrelik benzinli ve 5 ileri manuel şanzıman bulunuyor.

7 renk seçeneği var
Chery’nin bir başka yeniliği de 2009 yılı son çeyreğinde satışa sunulması planlanan Chery Niche modeli. 1.6 lt Standart, 1.6L Elite, 1.8L Luxury versiyonlarının bulunduğu Niche’de Chery beyazı, kurt grisi, büyülü siyah, nasdaq gümüşü, tutkulu kırmızı, Asya mavisi ve indicolite altından oluşan 7 renk seçeneği sunuluyor.

Çin’de “2008′in en popüler otomobili”, “2008′in en iyi konsept otomobili” seçilen Niche, 100 bin km yol testini başarıyla geçen ilk Çin otomobili olma özelliğine de sahip. 2009′un son çeyreğinde Türkiye’de satışa sunulacak Chery’nin Niche modelinin hatchback versiyonu Chance adıyla otomobil severlerle buluşacak.

Devamını okuyun...>>

|| ||

Son Eklenen Konular

Related Posts with Thumbnails