Paylaşcaz

Paylaşacak Çooook Şey Var

23.2.10

Bir Gün





Kitabın Adı: Bir Gün
Yazarı: Ayşe Kulin
Sayfa Sayısı: 202
Yayınevi: Everest Yayın

Çocukken kan kardeş olan iki arkadaş günü birinde karşı karşıya gelirler. Çok farklı statülerde. Biri hapishanede, diğeri dışarıda, biri kürt, diğeri türktür. Biri Atatürkçü ve eğitimli bir aileye sahipken, diğeri eğitimsiz ve doğu kültürü ile yetişmiş bir kişidir. Sabahtan akşama kadar yaptıkları sohbetleri konu alan klasik Ayşe Kulin kitabı. Kitabın sonunda doğuda kızların eğtim eksikliğini bastıra bastıra altını çizmiş yazar. Sürükleyici bir kitap olmasından dolayı kitap çok kısa sürede bitiveriyor. Türk-Kürt sorunlarını ele almış bir yazar bu. Oğlumun kütühhanesinden gelen, Zelha ve Nevra'nın yıllar sonraki karşılaşmalarını ve sorunlara bakış açısını merak ediyorsanız okuyun derim.

Kitabın Arkasındaki Not:

"... biz, iç içe büyüyen, iç içe yaşayan, birbirine benzeyen, kavgacı, hırçın ve inatçı, şefkatli, sevecen ve yürekli, sonsuz verici ve can alıcı, gözü kara, kurnaz, hain, aynı anda çileli, masum ve çocuksu biz! Biz, aynı toprağın çocukları."Ayşe Kulin, Bir Gün'de herkesin payına düşmüş bir kâbusun öyküsünü ele alıyor. Güneydoğu'da yaşananlar iki kadının penceresinden olduğu kadar, iki tarafın, iki yaşamın, iki ucun da yaşamından kesitlerle göz önüne seriliyor.Uzun yılların öyküsüyle bir gün içinde hesaplaşmak zordur kuşkusuz; bir gün belki yetersiz bir zaman. Ama bir gün bir başlangıç olabilir...Bir Gün, bu başlangıcın arandığı bir roman.

Devamını okuyun...>>




Forbes Türkiye dergisinin yayınladığı “En Çok Kazanan Yazarlar” listesine göre en çok satan 20 yerli kitap toplamda 7.3 milyon liralık bir gelir elde etti. Edebiyatçılara sorduk: Edebiyat para kazandırır mı?

Suat Kavukluoğlu
ntvmsnbc

Forbes Türkiye dergisinin yayınladığı “En Çok Kazanan Yazarlar” listesine göre 2008 Ocak- 2009 Ağustos döneminde en çok satan 20 yerli kitabın toplam satışı 2 milyonu buldu. 42 milyon liralık ciro yaratan 20 çok satan yazar, toplamda 7.3 milyon liralık bir gelir elde etti.

Yayınladığı “Aşk” romanıyla 392.920′lik bir satış elde eden Elif Şafak, 1.530.432 liralık geliriyle geçtiğimiz yılın en çok kazanan yazarı oldu. Turgut Özakman, Ayşe Kulin, Orhan Pamuk, Canan Tan, Soner Yalçın, Ahmet Ümit, Nermin Nezmen, Mümin Sekman ve Zülfü Livaneli ilk 10′da yer alan diğer yazarlar.
Geçtiğimiz yıla göre kitap satışı ise 2 katı kadar arttı. Geçen sene yalnızca Orhan Pamuk’un geçebildiği 1 milyon sınırını bu yıl geçen 4 yazar var. Peki ya bu rakamlar bize neyi gösteriyor? Korsan mı azalıyor? Okuyucu sayısı mı artıyor? Edebiyat dünyası, yurtdışına kıyasla bu rakamların hala çok düşük olduğunu söylüyor.

YAZARIN PARA KAZANMASI BENİ SEVİNDİRİYOR

Doğan Hızlan, Edebiyat Eleştirmeni
Bir yazarın çok para kazanması beni çok sevindiriyor. Emeğinin karşılığını alıyor. Demek ki kitaba olan sevgi, saygı, ilgi artıyor. İnsanlar buna bütçelerinden para ayırabiliyorlar. Belki korsan olmasa bu kazanç 1 değil 2 trilyon olacak.

Henüz Türk yayıncılığı bir endüstri oldu, sanayileşti sözünü ben rahatça kullanamıyorum. Olma yolunda diyebilirim.

Yurt dışına baktığımızda genelde batı dünyasında ‘hard cover’ dediğimiz ciltli çıkıyor kitaplar. Sonra yüksek rakamlarda ‘pocket book’ dediğimiz cep kitabı satıyor, onlar da 500 bin, 1 milyon, 2 milyona doğru gidiyor ve satıyor.

Bunun dışında dış yayıncılığın başka ülkelerde de etkisi var. Bazı kitap dergilerinde okuyorsunuz 20 ülkeye satılmış, 35 ülkeye satılmış. Bir de oradan geliri var. Üçüncüsü bunların sinemaya aktarılması var. O kadar geniş bir alan ki… Tabii orasıyla buradaki gelir alanlarını karşılaştıramayız. Ama ne var ki orada da birçok kitap dediğim gibi ‘best selllers’ olup da bu kadar para getirmiyor. Hepsinin de makul satışları var. Tabii buradakilerle karşılaştırabileceğimiz rakamlar da var.

ÇOK ABARTILACAK RAKAMLAR DEĞİL

Ahmet Ümit, Yazar
Örneğin Almanya’da, İngiltere’de ya da Amerika’da yaşamını yazarak kazanan yazarların sayısı bir hayli fazla, bizde hala bu sayı çok az. Ne yazık ki korsan henüz bitmedi, bütün yoğunluğuyla sürüyor. Yani bizim kitaplarımızın yasal baskısının iki katı korsanlar devam ediyor. Bu çok da abartılacak bir sayı değil.
Bu pazar daha da büyümeli. Almanya’da bir kitap sekiz milyon satıyor, bizde bir kitap 300 bin sattığı zaman yazarlar sarhoş oluyor, ne yaapacaklarını bilmiyorlar. Sekiz milyon nerede, 300 bin 500 bin nerede… Yani burada hala büyük bir eşitsizlik var.

YAZARIN PARAYLA İLİŞKİSİ TEHLİKELİ…

Yazarın parayla ilişkisi tehlikeli bir ilişkidir. Çünkü biz inandığımız, hissetiğimiz, duygusal olarak bizi etkileyen şeyleri yazarız. Oysa kitabı çok satmak için hedef kitlenin isteklerine uygun şeyler yazılır, bu yazarın ahlakını bozar, etik değerlerini altüst eder. Çok para kazanayım ya da kitabım çok satsın diye yazar okurun isteklerine göre yazmaya başlar, bu da edebi metinleri düşürdüğü gibi edebi ölçütü piyasanın isteklerine indirir.

OLMASI GEREKTİĞİ KADAR DEĞİL

Nermin Bezmen, Yazar
Türkiye’nin nüfusuna göre okuma oranı hala çok düşük. Ama bundan birkaç sene öncesiyle kıyasladığınız zaman hakikaten farklı bir okur kitlesi de doğdu. Bunu imza günlerinden, fuarlardan izleyebiliyoruz. Sevindirici ama gene de olması gerektiği kadar değil.

Korsanın azaldığını sanmıyorum. Hatta geçenlerde resmi olarak katıldığımız bir imza günümüzde arkadaki kitapçılarda korsanları satılıyordu kitaplarımızın. O kadar artık… Göz önünde yapılıyor ki nasıl önlenecek bilemiyorum.

Okur sayısının arttığını ümit ediyorum. Ama korsan baskı sayısının hiç düşmediğini düşünüyorum.

Devamını okuyun...>>





Sinan Akyüz
ALFA YAYINLARI


İki kişilik yalnızlık…

Yaşanmış bir öykü…

O öyküden yola çıkılarak yazılmış bir roman…

‘Sözleri bitmiş’ bir çift…

“İlk yıllar ne güzeldi!” diye düşünen, mutsuz bir kadın…

“Yalvarırım beni dinle!” diyen bir adam…

Karı kocanın arasına giren kara bir gölge…

Birbirine yabancılaşan, karanlığın dehlizlerinde birbirini kaybeden iki insan…

Ve yavaş yavaş çöken, “iki kişilik yalnızlık”…

Okudukça yazılanların gerçekten yaşanmış olduğunu tekrar tekrar düşünmekten, hüzün ve öfkenin sınırlarında gidip gelmekten ve “Bunlar gerçek olmamalı!” demekten kendinizi alamayacaksınız.
“Yaşadığım gerçekler beni sevdiğim erkeğin peşinden sürükledi.

Peşinde sürüklendiğim sevgim ise bana ihanet etti. Birçok evli kadına ihanet ettiği gibi. İçimdeki o güzelim neşeli kız çocuğu genç bir kadına dönüşemeden, çok bilmiş bir kadın oldu. Çoğu zaman bu bilmiş kadından nefret ettim. Çünkü o neşeli kız çocuğunu her defasında susturmasını bildi o çok bilmiş kadın. Sevdiğim erkeği, onunla birlikte çıktığım bir yolculukta bir süre sonra kaybettim. Daha sonra ona kızgın oldum hep. Ona defalarca söylemiştim; ne olursa olsun elimi bırakma diye. Sensizlikten korkarım diye…”

Devamını okuyun...>>

23.8.09

Kayıp Sabahlar




Ahmed Günbay Yıldız
TİMAŞ YAYINLARI

Ahmet Günbay Yıldız’ın kaleminden; aile ilişkileri, ahlak, insana verilen değer üzerine düşündürücü bir roman…

Her istediğini elde edebilen ancak mutlu olamayan bireyler; maddiyat hırsının peşine düşülerek işlenen suçlar; yaşanan ahlaki çöküntüye inat onurunu, çalışma azmini ve saflığını yitirmeden iyiliği ve güzelliği yaymaya çalışan insanlar romanın temel taşlarını oluşturuyor.

Varlıklı ancak parçalanmış, geçmişinde karanlık sırlar barındıran bir ailenin kızları, onların arkadaşları ve söz konusu ailelerin yollarının kesişmesi çevresinde gelişen olaylar maddiyat, ahlak, doğruluk, aile ilişkileri gibi kavramları sorgularken, okuyucu soluksuz ve düşündürücü bir serüvene davet ediyor.

Devamını okuyun...>>




Yazar: Geveze
Yayınevi: Mavi Ağaç

Arka Kapak

Televizyon görüntüdür, radyo ses. Televizyonda kalıcı olmak, tanınmak kolaydır, ama radyoda yüzünüzü göstermeden başarıyı yakalamak zordur. Başarılı olsanız da bun sürdürmek ipe un sermek gibidir. Böyle radyocular da pek nadirdir.

Hele hele radyodaki şöhreti kitapla sürdürmek daha meşakkatlidir. Power Fm'de yaptığı 'Geveze in the Morning' programıyla binlerce hayrana kavuşan Geveze bu alanda nadir radyoculardan biridir.

Kitapları da radyo programı tarafından çok tutulan Geveze son kitabı 'Siyah Beyaz Hikayeler' ile yine yüreklerinize sesleniyor. Hayata, sevgiye, aşka, dostluğa dair hissettiklerini okuyucu ve dinleyicilerine anlatıyor.

Okurken zevk alacağınız, sizi oturduğunuz yerden alıp farklı diyarlara götürecek, eski Türk filmleri tadındaki 'Siyah Beyaz Hikâyeler' bir nefeste okunacak güzel bir çalışma.

Devamını okuyun...>>

29.7.09

Koloni




Jean Christophe Grange
DOĞAN KİTAPÇILIK

Grangé’nin uzun zamandır beklenen romanı…
Soluğunuzu kesen tempo, heyecan ve gerilim hiç bitmeyecek!

Onlar Çocuktular…
En mükemmel elmasların saflığındaydılar…
Ne ufak bir lekeleri…Ne de en ufak bir kusurları vardı…
Ve ne de en ufak bir günahları…
Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı…
Paris’te bir Ermeni katedralinde işlenen bir cinayet. Kan yok, cinayet aleti yok, yara bere yok…
Biri yaşlı ve huysuz emekli bir polis, diğeri Çocuk Bürosu’nda görevli, ancak açığa alınmış uyuşturucu müptelası genç bir polis. Bu ikisi, gitgide hunharca bir hal alan ve peşpeşe işlenen cinayetlerin katilini veya katillerini bulmak için birlikte çalışmak zorundadır. Birbirlerine ihtiyaçları vardır, birbirlerini tamamlamaktadırlar. Ancak bu cinayetler sıradan bir seri katilin işi değildir. Gizli servisler, naziler,Yahudiler, ülke içinde ülkeler, ve “siyah bölgeler”… Sanki birileri bir şeyleri gizlemek istemektedir.

Fransa’nın göbeğinde başka bir ülke olabilir miydi?
Bu ülkeye kim veya kimler göz yumuyordu?
Burada neler yapılmaktadır?
Kaçırılan çocuklar ile öldürülenler arasındaki bağ nedir?
İki polisin çabası cinayetleri açığa kavuşturmaya yetecek midir?
Yoksa…

Devamını okuyun...>>




Londra Köprüleri
James Patterson

İnkılap Kitabevi / Dünya Yazarlarından Romanlar Dizisi


Güpegündüz gelen bir gurup asker esrarengiz bir şekilde Sunrise vadisi, Nevada'da yaşayan herkesi tahliye eder.Dakikalar sonra gerçekleşen korkunç patlamada evler, arabalar ve oyun parkları harap olur.Vadi sadece saniyeler içinde yok olmuştur.

Bir solukta okuyacağınız, patlamalarla dolu ve tek kelimeyle şok edici bir gerilim romanı olan Londra Köprüleri, Alex cross 'u bu roman türünün belki de en başarılı karakterlerinden biri yapıyor.

- Dallas Morning News-

Devamını okuyun...>>



Kitap Bilgileri
Kitap Adı: Yaşam Umutla Büyür
Yazar: İncila ÇALIŞKAN
Sayfa Sayısı: 184
Yayınevi: Crea Kitap Yayıncılık

“Yaşamak en büyük kahramanlıktır” diyen yazar İncila Çalışkan’dan acıları ve sevinçleriyle sımcıcak insan öyküleri…
“Yaşamak en büyük kahramanlıktır” diyen yazar İncila Çalışkan’dan acıları ve sevinçleriyle sımcıcak insan öyküleri…

Hüzünleri, kaygıları, acıları, umutları, sevinçleri, düş kırıklıkları ve dirençleriyle sayfalardan çıkacak denli gerçek duran, memleket kokulu insanların herbiri şiir lezzetindeki yaşanmışlıkları…

Bu kitapta, “Sevgi gelince tüm eksiklikler biter.” diyen Yunus Emre’nin topraklarında doğan insanların öyküsünü bulavak, sevgilerimizle umudu besleyebilsek “Biz insanız,” diyebileceğimizi göreceksiniz…

Devamını okuyun...>>



Sandra Anne Taylor
CREA YAYINCILIK

Yaşamımız boyunca edinmiş olduğumuz davranış kalıplarımızı değiştirmek istediğimiz zaman, yeni davranışları yaşamımızın bir parçası hâline gelmesini sağlamamız gerekiyor. Psikologlar, bir davranışı değiştirmek ve yeni davranışı alışkanlık haline getirebilmek için, kazanmak istediğimiz yeni davranışa 28 gün odaklanmak gerektiğini söyler. Özellikle düşünceler ve davranışların kök salmış olması durumunda bu süreç daha da uzun sürebilir.

Bir şeyi çok arzuluyor olabiliriz, ancak bu arzuyu enerjimiz ve bilincimizle desteklemezsek hedefimizde ilerleyecek yola giremeyiz.

Kuantum düşüncesinin Çekim ve Gerçeklik kanunlarına göre yaşadıklarımız; kişisel titreşimimiz tarafından belirlenir. Düşüncelerimiz, davranışlarımız ve duygularımız konusundaki farkındalığımızı arttırarak yaşam enerjimizin yönü konusunda daha bilinçli kararlar verebiliriz. Gündelik davranışlarımızdaki ufak bir değişim dahi büyük sonuçlar doğurabilir.

Bu kitabın amacı, aralıksız titreşen, zihnimizdeki her şeyi gerçekleştirmemiz konusunda bize destek olan bir yaşam gücünü ortaya çıkarmamıza yardımcı olmaktır. Gündelik enerjimiz, güvenli, huzurlu ve iyimser titreşimler yaydığında yaşam gücümüz karşı konulamaz bir hâl alır ve Evren, kişisel, profesyonel ve duygusal planlarımıza karşılık vermeye başlar. Dolayısıyla, gerçekleştirmek istediğimiz şey her ne olursa olsun, bu kitapta önerilen gündelik niyetler, yaşam enerjinizi o şeye yönlendirmemizi sağlayacaktır.

Devamını okuyun...>>



Maeve Binchy
DOĞAN KİTAPÇILIK

Yankı Mağarası derler oraya; doğru yöne bağırırsan sadece bir yankı değil sorularının cevabını da duyarsın.

1950’lerin küçük bir sahil kasabasında yetişen Clare O’Brien ve David Power, kalplerindeki arzuyu Yankı Mağarası’na haykırırlar. İkisinin de tek bir dileği vardır: Kasvetli ve dedikoducu Castlebay kasabasından bir an önce kurtulmak.
Tıp öğrenimi gören David ile üniversitede burslu okuyan Clare’in yolları yıllar sonra Dublin’de kesişir. Ancak küçük bir kasabanın tek doktorunun oğlu ile mütevazı bir dükkân sahibinin kızının birlikte olmaları sosyal açıdan pek de mümkün değildir. Aşklarının yankısını duyabilmeleri için önlerinde aşmaları gereken pek çok engel vardır.
Kader bir gün ikisini de Castlebay’e çağırır. Fonda gri bir gökyüzünün, dalgalı bir denizin ve rüzgârın olduğu; sırlarla, hüsranla, tutkuyla, ihanet ve aşkla örülmüş bir dramın içinde bulurlar kendilerini. Aşklarının yankısı tüm engelleri aşarak onlara ulaşabilecek midir?

Maeve Binchy, küçük bir sahil kasabasındaki sıradan insanları anlatırken, âdeta dünyanın dönerken çıkardığı sesi yankılıyor.

Devamını okuyun...>>



İnsan ve Şeytan
Doç. Dr. Şadi Eren
NESİL YAYINLARI

İnsanoğlunun en büyük ve en amansız düşmanlarındandır şeytan. Kullandığı hile ve vesvese silahlarıyla kurduğu tuzaklarla her an bir açığımızı bulup saldırmaya çabalar.

Böylesi azılı bir düşmana karşı her an tetikte olmamız gerekir. En güvenli ve etkili savunmanın ilk adımı bu düşmanımızı iyi tanımaktır.

Şeytan niçin yaratıldı?

Şeytan bir melek miydi?

Şeytan Hz. Âdem ve Hz. Havva’yı nasıl kandırdı?

Şeytana karşı zayıf noktalarımız neler?

Şeytan hangi tuzakları kullanır?

Kimler şeytanın dostlarıdır?

Şeytanın şerrinden korunma yolları nelerdir?

Ve daha pek çok soru.

Bu kitapta şeytana hile ve tuzaklarına dair akla gelebilecek her türlü soruya cevap bulacaksınız. Şeytanla yapılacak çetin mücadeleyi muzafferiyetle neticelendirmenin yol ve yöntemlerine dair önemli bilgiler edineceksiniz.

Devamını okuyun...>>



Yeni yüzyılın değişken şartlarına ayak uydurabilmek, öne çıkardığı değerlere sahip, çağdaş bir toplum olarak yaşayabilmek için, sadece okur - yazar olmak bile yeter sebep olmaktan çıkmıştır. Zira geçen yüzyılın son çeyreğinde meydana gelen hızlı değişim süreci, bireyleri ve toplumun kontrol edemedikleri yönelimlere sürüklemekte; böylece günümüzün ve geleceğin bilgi toplumu oluşmaktadır.

21. yüzyılda eğitimin önemi daha da artacaktır. Zira rekabete dayalı Yeni Dünya Düzeni'nde eğitime en fazla yatırımı yapan ve eğitilmiş insan gücüne sahip ülkeler avantaj sağlayacaktır. Böylece eğtim, her zaman olduğu gibi, insan davranışlarını değiştiren, insanların birbirleriyle ve toplumla ilişkilerini sağlayan bir araç olarak 21. yüzyılda da etkinliğini sürdürecektir.

Eğitimin vazgeçilmez temel unsurları, öyküler ile donatılarak mesajlar taşımaktadır. Japonların güzel bir atasözü var. 'Eğitim için yatırım, denize para atmaya benzer.' Denize para atılır mı diyeceksiniz. Ama, iş eğitim ise, okyanuslara para atmanız gerekir. Başta savrukluk gibi görünen bu iş, bir gün denizkızı olarak geriye döndüğünde, inanılmazı gerçekleştirmiş olmaz mıyız? Siz de denize para atmaya başlayın bakalım, mutlaka bir gün denizkızı gelecektir.

(Arka Kapak)

Devamını okuyun...>>


Entelektüel Bağımlılığı Aşmak
İlim Geleneğimiz Üzerine Araştırmalar


A. Cüneyd Köksal
YEDİRENK KİTAPLARI

Bu topraklarda sahici bir ilim ve düşünce hayatının yeniden mümkün olabilir mi? Bu sorunun peşine düşen ve 2008 yılında 2. Genç Akademisyenler Buluşması’nda sunulan tebliğleri bir araya getiren kitap, köklerini sahih ve geleneksel bilgide bulan, ama bu geleneği taşlaştırmayan, içinde yaşadığımız modern dünyayı derinliğine kavrayan, ama ona teslim olmadan şahsiyetini oluşturabilen bir ilim ve tefekkürün mümkün ve hatta vâki olduğunu bilfiil ispatlama gayretindeki çalışmalardan oluşuyor.
Devamını okuyun...>>


Hamit Dilgan

· Kaynak Yayınları
· Basım Tarihi : 06 - 2009
· Sayfa Sayısı : 208

Mimarlık Fakültesi Yüksek Matematik ve Matematik Tarihi hocası merhum Prof. Hamit Dilgan'ın Türkiye'de eşi bulunmayan Ömer Hayyam kitabını yeniden okurlara kazandırmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz.

Dilgan, Nazi Almanyası'ndan kaçan ünlü Alman matematikçilerinden Kurt Vogel tarafından yetiştirilmiş ve bu kitabı yazması için de Alman hocaları tarafından teşvik edilmiştir.

Hamit Dilgan'ın bu kitabı iki bölümden oluşuyor: Birinci bölümde Ömer Hayyam'a kadarki matematikçilere ve özellikle de Doğu'da bilim adamlarının yetişmesini sağlayan toplumsal-kültürel iklime yer verilmektedir. Bilim adamları tarafından 'Hayyam dönemi' olarak ifade edilen dönem ise, ikinci bölümde işlenmektedir.

Yazar, Ömer Hayyam'dan hareketle hem matematiğin gelişimini anlatıyor hem de Ömer Hayyamları yetiştiren toplumsal ve kültürel ortama ilişkin önemli tarihsel saptamalarda bulunuyor.

Bu eserde ayrıca, kitaba ayrı bir derinlik katan, Cezayir Eski Kültür Bakanı Ahmet Cabbar'ın Ömer Hayyam'ın hayatını ve dönemini anlatan özgün bir makalesi de yer alıyor.

Devamını okuyun...>>


Andre Aciman
SEL YAYINLARI

Aşk birden çıkar insanın karşısına; yakalamak ya da ıskalamak size kalmış.
Bazen “aşk” olduğunu anlamazsınız, bazen de anlasanız bile onu tutmak, kendinize saklamak zordur.

Adınla Çağır Beni, delikanlılık çağındaki bir gençle, ailesinin yazlığında kısa süreliğine kalmaya gelen bir konuğun
arasında gelişen beklenmedik, bir o kadar da güçlü aşkın öyküsü.
Sevdiği kişiyi sadece bedeninin değil ruhunun da bir parçası yapmanın etkileyici bir tasviri.

Saf tutkunun dönüştürücü etkisini olağanüstü bir üslupla kaleme alan André Aciman,
iki erkeğin gözlerinden damarlarına akan bir aşkı okuyucuya yaşatıyor.

Adınla Çağır Beni, ince detaylarıyla insanı saran bir roman.

Devamını okuyun...>>


İstiklalin Bedeli

Necdet Sevinç

· Bilge Oğuz Yayınları
· Basım Tarihi : 06 - 2009
· Sayfa Sayısı : 568

Türk çocuklarının, başlarını kartallar gibi gökyüzünün yüce katmanlarında dolaştırarak yaşamaları için kendilerini fedâ eden kahramanların aziz hâtıralarına armağan edilen bu kitap, efsanevî Antep Harbi'nin yegâne belgesel romanıdır.

Bayrağına düşman eli uzandığı anda, hiç kimsenin 'uygun görmesine lüzum görmeden' şeref ve haysiyetini kurtarmak için silâha sarılan bir şehrin yaşanmış hikâyesidir, bu kitap. Bir kutsal isyanın, bir başkaldıranın, savaşın galiplerine meydan okuyuşun hikâyesidir.

Fransızlar; topları, tankları ve uçakları ile halk ibadet hâlinde iken camileri vurmuştur! Çarşıları vurmuştur! Hanları, kervansarayları, bedestenleri vurmuştur! Evleri vurmuştur! Yalnız Kozanlı Mahallesi'nde 2 bin 657 ev obüs mermileri ile çökmüş, kasabadaki 10 bin evden 8 bini harâbe haline gelmiştir! Tespit edilebilinen şehit sayısı 6 bin 317, yaralı sayısı 11 bindir!

Bütün bunlara rağmen ne sitem edilmiştir, ne ah, aksine bir türkü söylenmiştir siperlerde her sabah:

Vurun Antepliler namus günüdür

Vurun Türk uşağı namus günüdür!

Devamını okuyun...>>


Salih Memecan
MART YAYINLARI

Limon ve Zeytin ile Çizmek Ne Güzel kitabıyla 7 derste kolayca çizmeyi öğrenecek, resimleri boyayacak, birbirinden eğlenceli çıkartmaları yapıştıracak ve Limon ve Zeytin ile Afrika’nın safarilerinden, uzayın derinliklerine kadar sürecek heyecanlı bir serüvene katılacaksınız…


Devamını okuyun...>>


Şaban Karaköse
YAKAMOZ YAYINCILIK

Bir gönül eğitimcisi olan Mevlânâ Celaleddin-i Rumi, huzurun, sevginin, barış ve hoşgörünün sembolüdür. Sadece Anadolu’daki değil, Doğu’dan Batı’ya hemen her coğrafyadaki manevi rehberliğiyle o, kendisine yönelenlerin gönüllerini aydınlatmakta, ruhlarını özgürleştirmektedir.
Hz. Mevlâna, akıl ve ruh sağlığı bozulan insan ve toplum için bulunmaz bir panzehir, şifa kaynağıdır. İnsanın dünyadaki serüvenine ve Allah’a olan yolculuğuna dair hemen her konudaki hikmetli sözlerinin yer aldığı Mesnevî’si ise tasavvuf edebiyatının şaheseri olarak kabul edilir. Ancak bu önemli eseri doğru ve yeterli bir derinlikte okumak epey zorlu bir iştir. Anlayış ve ciddi bir çaba gerektirir. Bu nedenle, hacimli bir eser olan Mesnevî’den herkesin yararlanabilmesi için,
ondaki hikmetli sözleri derleyen çalışmalar yapılmıştır. Elinizdeki kitap da, Tasavvuf araştırmacısı Şaban Karaköse tarafından hazırlanan ve A’dan Z’ye konularına göre Mesnevî’deki hikmetli sözlerin tasnifini amaçlayan bir çalışmadır. Siz de “Mevlânâ’dan düşündüren sözler”inde kendinizi bulacaksınız….


Devamını okuyun...>>

26.6.09

Kuşatma 1453


Okay Tiryakioğlu
TİMAŞ YAYINLARI

Bir çağı kapayıp başka bir çağ açan İstanbul’un fethi, imparatorlukların ve insanların kaderinde farklı yankılar buldu. Zafer ve yenilgi kutuplarında birbirine zıt öyküler tarihin o unutulmaz anında buluştu. Kuşatma ve fetih, sadece siyasi manevralar, mezhep çatışmaları, askerî hazırlıklar ve çarpışma değil, aynı zamanda sultanların, imparatorların, paşaların ve askerlerin şahsî öyküsü anlamına geliyordu.

Stratejik bir deha ve olağanüstü bir komutan olan, aynı zamanda yedi dil konuşup dönemin âlimlerinin terbiyesinden geçen, Avnî mahlasıyla şiirler yazan II. Mehmed, sultan ve fatih olmanın ötesinde iç hesaplaşmaları, tereddütleri, duygusallıkları olan yirmi bir yaşında bir gençti.

“Kuşatma 1453” romanı, dünya tarihini değiştiren İstanbul’un fethinin ve fatihinin öyküsünü sürükleyici bir kurgu ve zengin tarihsel verilerle anlatıyor.

***

Konstantiniyye şehri ile sınırlı hale gelen Doğu Roma İmparatorluğu’nun çaresizliği, Latin istilasının Bizans halkında bıraktığı nefret ve bezginlik, gökten inecek Meryem’in şehri koruyacağı efsaneleriyle kendilerini avutan insanlar ve düşmanın hayal bile edemeyeceği donanmalara sahip genç sultan…

Okay Tiryakioğlu’nun kaleminden, tarihin orta yerine saplanmış bir kılıç gibi duran muhteşem kuşatmayı soluk soluğa okuyacaksınız.

“Bu kuşatma başarısız olursa eğer, muhaliflerinin babana gösterdikleri hoşgörüyü sana göstermeyeceklerini seziyorsun. Kaybedeceğin itibar kaybıyla tahtında uzun süre oturamayacağının hesabını yapmaya başlıyorsun. Böyle umutsuzluğa kapıldığın zamanlarda Peygamber’in, ‘Kostantiniyye, bir gün feth olunacaktır. Onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır’ hadisini hatırlıyor, o komutanın sen olabileceğine dair muhteşem hayallere kapılıyorsun. Yüreğinde müthiş bir güç buluyorsun o anlarda. İşte şimdi yine durmuş, terli bedenin soğuk odanın içinde süratle soğurken, üzerini giyinmen için seni uyaran hizmetkârlarını duymuyorsun bile. Sonra savaş planları ve yeni baştan çizdirip durduğun haritaların üzerinde tekrar ince hesaplara gömülüyorsun…”


Devamını okuyun...>>

25.6.09

Evlilik Okulu


Evlilik Okulu, evlenmeye aday gençlerin ve evli bireylerin evlilik yaşamları ve ilişkileriyle ilgili farkındalık ve bilinç düzeyini artırmak amacıyla yazıldı.

Haluk Yavuzer başkanlığında İstanbul Üniversitesi Hasan Âli Yücel Eğitim Fakültesi öğretim üyeleri tarafından kaleme alınan bu çalışmadaki başlıca temalar: Bireylerin eş olmaya hazırlanmaları; eşler arasında iletişim becerilerinin geliştirilmesi; sorun çözme ve ana-babalığa hazırlık; eşlerin yaşantılarının paylaşıldığı, sorunlarının tanımlandığı ve sorularının yanıtlandığı bir ortamın hazırlanmasıdır.

(Tanıtım Bülteninden)


Devamını okuyun...>>

|| ||

Son Eklenen Konular

Related Posts with Thumbnails