Paylaşcaz

Paylaşacak Çooook Şey Var





İngilizce Dilbilgisi Çalışma (English Grammar Worksheets)

Başlangıç seviyesi çalışma

Dolgu fiilleri uygun formu ile boşlukları

Onu kullanın, onu, bunu, bize veya cümlede

Zamir bir nesne, bir konu zamir veya iyelik sıfat kullanın

Doldurun eksik sorularda

Doğru kelime ile komple paragraf

Her boş kullanın yalnızca bir kelime

Dolgu fiil ve doğru formu ile boşlukları...

Orta seviye çalışma

Cevaplar için yaz sorular

"Uygun formları Kullanım" veya "aşağıdaki cümle için var olmak

Bana "Tam Fiil" veya "yardımcı fiil" alan sağlanan...

Daha fazlası için TIKLAYINIZ

Devamını okuyun...>>




Bir dili öğrenmek; dilin kelime dağarcığını, gramerini ve bu dilde iletişim kurmaya yarayan mesajları anlayabilmek için gerekli olan dilin ses yapısını öğrenmeyi de ifade eder.

Bu düşünceyi biraz daha detaylandıralım. Diyelim ki Türkçe’yi ana dil olarak konuşuyorsunuz ve Çince öğrenmek istiyorsunuz. (Linguistler burada Türkçe’yi L1′iniz, Çince’yi de L2′niz olarak adlandıracaklardır) Eğer başlangıç seviyesindeyseniz Çince’ye ilişkin olarak size söylenen şeyleri, düşüncelerinizi Türkçe olarak yürütebilir ve size Türkçe söylenen şeyleri anlayabilirsiniz fakat, Çince olarak düşünemez veya size söylenenleri Çince olarak anlayamazsınız.

Çince çalışan ve öğrenen birisi olarak bu yazı, size bunu daha etkili olarak gerçekleştirmenin yollarını gösterecek, yeni fikirler verecektir. Çince düşünebilme yeteneğiniz ve size Çince söylenenleri anlayabilme kaabiliyetiniz şüphesiz zamanla gelişecektir. Bu tabi bir neticedir çünkü Çince’yi çalıştıkça ve öğrendikçe, bu dilin kelime dağarcığını, gramerini ve ses sistemini daha iyi kavramış olacaksınız. Asla mükemmel derece de Çince öğrenemeyeceksiniz fakat, Çince konuşan birisiyle diyalog kurdukça bu dilde iletişim kurmayı öğrendiğiniz için kendinizi kutlayacaksınız.


Ayrıca Çince konuşan birisinin anlatmaya çalıştığı düşünceyi tüm boyutlarıyla anlayamayabilirsiniz de. Bununla birlikte Linguistlerin “communicative competence” (iletişimsel kaabiliyet) dedikleri üzere, Çince’yi kullanma ve anlama bilginiz gelişecektir. Peki hangi seviyeye geldiğinizde gerçekten Çince konuştuğunuzu söyleyebilirsiniz?

“ingilizce konuşabiliyorum” ya da “Çince biliyorum” ifadeleri, bunu kullanan her bir kişinin kültürel alt yapısı ve kişiliğine bağlı olarak farklı şeyleri ifade eder. Bu çeşitlilikten dolayı dili kullanma becerisini ölçen farklı sistemler geliştirilmiştir. Bunlardan bazıları International Language Roundtable (ILR) ölçeği ve önceleri kullanılan ancak hala popüler olan Foreign Institute Service (FSI) ölçeğidir.

FSI ölçeği, dil öğrenme yeterliliklerini altı seviye üzerinden düşünür. Aşağıdaki seviye tablosuna bakarak öğrendiğiniz dil(ler)de hangi seviyede olduğunuzu söyleyebilir misiniz?

Seviye 0 – DİLLE İLGİLİ HİÇBİR BİLGİNİZ YOK: Yarış çizgisinin henüz başında olduğunuzu ifade eden durum

Seviye 1 – İLK YETERLİLİK: Yemek siparişi verebilir, kibarlık cümleleri kurabilir, isim, zaman gibi çok aşina olduğunuz konularda soru sorabilir ya da cevap verebilirsiniz. Telaffuz konusunda ciddi problemleriniz vardır

Seviye 2 – SINIRLI KULLANIM YETERLİLİĞİ: İşe ilişkin ve sosyal konularda dili kullanabilirsiniz. Güncel olaylar, kendiniz, aileniz hakkında konuşabilirsiniz. Belirgin bir yabancı aksanıyla konuşursunuz.

Seviye 3 – PROFESYONEL KULLANIM YETERLİLİĞİ: Gerek resmi gerekse gayri resmi olarak sosyal ortamlarda ve iş ortamında dili kullanabilirsiniz. Normal seviye ve hızdaki bir konuşmayı anlayabilecek kadar kelime bilginiz gelişmiştir. Hala aksanınız vardır, ancak bu sizinle konuşan kişiyi rahatsız edecek derecede değildir.

Seviye 4 – TAM KULLANIM YETERLİLİĞİ: Dili doğru olarak kullanabilir ve hemen her konuda dili konuşabilirsiniz. Dili hem konuşurken hem de dinlerken doğru şekilde yorumlayabilirsiniz. Nadiren telaffuz ya da gramer hatası yaparsınız.

Seviye 5 – ANAL DİL YA DA ÇİFT ANADİL YETERLİLİĞİ: Öğrendiğiniz dili ana dil olarak kullanan eğitimli birisi gibi konuşabilirsiniz. Konuşurken kültürel konuları ve deyimleri de ustalıkla kullanabilirsiniz. (Bu seviye genellikle sadece çocuklar tarafından elde edilebilir)

Yukarıdakiler kesin birer ayrım olmamakla birlikte 3+ veya 2- vs. gibi tali yeterlilik durumları da olabilir. Dil öğrenen birisi olarak tam kullanım yeterliliğine kadar giden seviyeleri kat etmenin çok zaman alacağını bilmeniz gerekir. Mesela Seviye 0′dan seviye 1′e geçişiniz 12 hafta sürerken, Seviye 3′ten Seviye 4′e geçişiniz 4 yıl sürebilir. Ayrıca ana diliniz ve öğrendiğiniz dil arasındaki akrabalık ilişkisinin varlığı / yokluğu, dili öğrendiğiniz çevre de bu gelişimin ne kadar zaman alacağı üzerinde etkili olacaktır. Yaşayan bir dil değil de, Latince, Antik Yunanca ya da Sanskritçe gibi ölü dillerden birisini öğreniyorsanız bu seviyeleri yeniden belirlemek gerekebilir.

Şimdi “bir dili konuyorum” demenin neyi ifade ettiğine tekrar dönelim. Şahsen eğer öğrendiğim dilde FSI Seviye 3′te isem bu dili konuştuğumu söyleyebilirim – bunun altındaki bir seviyede ancak bu dili öğreniyor olduğumu söyleyebilirim. Daha da önemlisi dil gelişim sürecinizi düzenli olarak test etmeniz, bu konuda nasıl bir mesafe kat ettiğinizi anlamay çalışmanız ve asla boşvermemeniz gerekiyor.

Kaynak : Reid Wilson’un Language Learning Dergisinin dördüncü sayısında yer alan makalesinden uyarlanmıştır.
Derleyen ve Uyarlayan: Ebru ÖZEL

Devamını okuyun...>>




He was born in 1881 (probably in the spring) in Salonica then an Ottoman city now in Greece. His father Ali Riza a customs official turned lumber merchant died when Mustafa was still a boy. His mother Zubeyde a devout and strong-willed woman raised him and his sister. First enrolled in a traditional religious school he soon switched to a modern school. In 1893 he entered a military high school where his mathematics teacher gave him the second name Kemal (meaning perfection) in recognition of young Mustafa's superior achievement. He was thereafter known as Mustafa Kemal.

In 1905 Mustafa Kemal graduated from the War Academy in Istanbul with the rank of Staff Captain. Posted in Damascus he started with several colleagues a clandestine society called "Homeland and Freedom" to fight against the Sultan's despotism. In 1908 he helped the group of officers who toppled the Sultan. Mustafa Kemal's career flourished as he won his heroism in the far corners of the Ottoman Empire including Albania and Tripoli. He also briefly served as a staff officer in Salonica and Istanbul and as a military attache in Sofia.

In 1915 when Dardanelles campaign was launched Colonel Mustafa Kemal became a national hero by winning successive victories and finally repelling the invaders. Promoted to general in 1916 at age 35 he liberated two major provinces in eastern Turkey that year. In the next two years he served as commander of several Ottoman armies in Palestine Aleppo and elsewhere achieving another major victory by stopping the enemy advance at Aleppo.

On May 19 1919 Mustafa Kemal Pasha landed in the Black Sea port of Samsun to start the War of Independence. In defiance of the Sultan's government he rallied a liberation army in Anatolia and convened the Congress of Erzurum and Sivas which established the basis for the new national effort under his leadership. On April 23 1920 the Grand National Assembly was inaugurated. Mustafa Kemal Pasha was elected to its Presidency.

Fighting on many fronts he led his forces to victory against rebels and invading armies. Following the Turkish triumph at the two major battles at Inonu in Western Turkey the Grand National Assembly conferred on Mustafa Kemal Pasha the title of Commander-in-Chief with the rank of Marshal. At the end of August 1922 the Turkish armies won their ultimate victory. Within a few weeks the Turkish mainland was completely liberated the armistice signed and the rule of the Ottoman dynasty abolished.

In July 1923 the national government signed the Lausanne Treaty with Great Britain France Greece Italy and others. In mid-October Ankara became the capital of the new Turkish State. On October 29 the Republic was proclaimed and Mustafa Kemal Pasha was unanimously elected President of the Republic.

Atatürk married Latife Usakligil in early 1923. The marriage ended in divorce in 1925.
The account of Atatürk's fifteen year Presidency is a saga of dramatic modernization. With indefatigable determination he created a new political and legal system abolished the Caliphate and made both government and education secular gave equal rights to women changed the alphabet and the attire and advanced the arts and the sciences agriculture and industry.

In 1934 when the surname law was adopted the national parliament gave him the name "Atatürk" (Father of the Turks).

On November 10 1938 following an illness of a few months the national liberator and the Father of modern Turkey died. But his legacy to his people and to the world endures.

www.ataturk.com

Devamını okuyun...>>


NASIL SU GİBİ İNGİLİZCE KONUŞULUR?

Amsterdam’dan bir arkadaşa ’‘Nasıl oluyor da tüm Hollandalılar su gibi İngilizce konuşuyor?’’ diye sordum. ‘‘Çok basit! Konuşmazsak dünyanın hiçbir yerinde ne yemek sipariş edebiliriz ne de yolumuzu bulabiliriz… Kimse Hollandaca bilmiyor ki!’’ diye cevap verdi. Bu bizim için de aşağı yukarı öyle diye düşündüm; ama Hollanda’da İngilizce konuşanların oranı ve konuşulan İngilizce’nin seviyesi şaşırtıcı derecede yüksekti.

‘‘Peki hangi yaşta ve nasıl öğrendin İngilizceyi’’ diye sorunca arkadaşım uzun bir soluk alıp ‘‘bilmem okulda öğrenmeye başladım, küçüktüm hatırlamıyorum’’ dedi. İçimden bu birinci neden diyerek saymaya başladım. ‘‘Sonra Hollanda’da tüm yabancı filmler İngilizce yayınlanıyor televizyonda, sadece Hollandaca alt yazı ekliyorlar, çeviri yapmıyorlar. Onun da çok faydası oluyor’’ diye ekledi. Neden iki…

‘‘Bir de tabii çocukken okul turlarıyla İngiltere’deki müzeleri gezmeye giderdik. İyi bir pratik imkânıydı bu turlar’’ dedi. Neden üç!


Farkettim ki üç nedenden ikisi pratiğe dayalıydı.

Sonra kendimi düşündüm. 10 yaşında kolejde İngilizce öğrenmeye başlamış, lisede devlet okuluna geçince bildiklerimi unutmamak için ayrıca İngilizce kursuna yazılmıştım. Hatta 18 yaşında 15 günlüğüne İngiltere’ye gitmiştim. Yine de 23 yaşında Londra’ya okumaya geldiğimde İngilizcem hiçbir Hollandalı kadar iyi değildi. Gramerim Upper-Intermediate ya da Advanced çıkıyor ve hocalarım ekstra ders almama gerek olmadığını söylüyordu; ancak aksan problemlerinden dolayı insanlar beni, ben de insanları anlamakta zorlanıyordum.

Şimdi ise Hollandalı arkadaşım bana ‘‘sen burda büyüdün ama değil mi?’’ diye soruyordu. Tüm turistler beni peynir beyazı olmayan tenime rağmen İngiliz sanıyor, Türkler İngilizce konuşunca Türk olduğumu anlamıyordu. Nereden ve ne çabuk kapmıştım bu aksanı? Burada 25 yıldır yaşayan, elinde İngiliz pasaportuyla gezinen ama tek kelime İngilizce bilmeyen Türkler de vardı. Nedendi bu fark?

Düşününce, cevabı yine o üçte ikilik kısımda buldum: Pratik!

‘Dil yerinde öğrenilir!’ sözü çok doğru ama tam değildi. Londra’da koleje ilk başladığımda Film ve Medya Bölümü’ndeki tek Türk bendim. Sınıfımızda da tek bir İngiliz vardı. Geri kalanlar ya Uzak Doğulu ya da Hintliydi ve de kendi aralarında gruplaşmayı tercih ediyorlardı. Ben de bu İngiliz arkadaş ve de Hintliler grubuna katılmak istemeyen bir Hintli çocukla zaman geçirmeye başladım. Tek ortak noktamız hepimizin Londra’ya yeni olmasıydı. Farkımız ise İngilizce seviyelerimizdi. Aralarında en kötü İngilizce de benimkiydi.

Dediklerinin çoğunu anlıyor ama istediğim hızda ve şekilde cevap veremiyordum. Sanki dilsizmişim gibi hissediyor, sohbetlere tam katılamamnın sinir bozucu eksikliğini yaşıyordum. Emindim ki eğer herkes yazarak konuşsaydı herşeyi anlayacaktım, ama aksan farkları beni çaresiz bırakıyordu. O zamanlar bu durumun bugünler için en iyi yatırım olduğunu bilmiyordum.

Okulda işletme, iktisat ve pazarlama bölümlerinde okuyan 8-10 Türk kız vardı. Her cumartesi kafeteryada buluşurlar saatlerce Türkçe sohbet ederlerdi. Türklerle zaman geçireceksem İngiltere’de olmanın manâsı ne diye düşünüp, Londra’da kalacağım süreden tam olarak faydalanmaya karar verdim ve onlara katılmadım. Yerine, İngilizcesini sırf benim değil İngiliz arkadaşın da zor anladığı fotoğrafçılık hocasının tekrar dersine giriyordum.

Zamanla tüm arkadaşlarım ya İngiliz ya da hayatının çoğunu İngiltere’de yaşamış yabancılardan olmaya başladı. Tanıdığım Türkler zaten Türkiye’ye geri dönüş yapıyordu.

İngilizcesi çok iyi olan insanlarla sürekli vakit geçirmenin dil öğrenmedeki avantajını bugün görüyorum ama dezavantjları da zamanında az değildi. Grupta İngilizcesi en kötü olan hep ben oluyordum. Yapılan esprileri çoğu kez kaçırıyordum ve İngilizcem hiç gelişmiyormuş gibi geliyordu.

Pes etmek yerine yanlış yaptığımda beni düzeltmelerini istedim. Elimde İngilizce telaffuz kitapları fonetik alfabeyi öğrendim.

Bugün benden daha çok yurtdışında kalmış birçok kişiden daha iyi İngilizce konuşabiliyorum. Sürekli bana soruyorlar: ‘‘Nasıl yaptın?’’. ‘‘Pratikle’’ deyince de inanmak istemiyorlar; çünkü onlara fazlasıyla basit bir cevapmış gibi geliyor. İşin doğrusu hiç de basit bir süreç değil ama denemedikleri için bilmiyorlar.

İngilizceyle haşır neşir olanlar bilir. İngilizceyi zor yapan gramatik yapısı değil, sonsuz kelime sayısı ve ‘hello’ bile deyince sizi ele veren aksan farklılığıdır. Yoda yürüyen ve doğru aksanla konuşan İngilizlerin çoğu, proficiency (uzman) seviyesinde gramer bilmemekte, kendileri hatalar yapmaktadır. Onların avantajı doğru aksan kullanmalarıdır. O yüzden en üst seviyede İngilizce bilip de doğru düzgün konuşamamaktansa, orta seviye de İngilizce bilip iyi bir aksanla konuşmanız daha önemli.

Aksan nasıl mı düzeltilir? Pratikle!

Gerek Türkiye’de gerekse yurtdışıdayken yabancı arkadaşlar edinin, yabancı radyo kanallarını dinleyin ve yabancı filmleri İngilizce olarak, Türkçe altyazıyla izleyin.

Yazan : Sinem Ersever
Kaynak : www.kigem.com

Devamını okuyun...>>



İngilizcede "ESL" (English as a Second L a n guage=İkinci Bir Dil Olarak İngilizce) ile karşılanan yabancı dil olarak İngilizce öğrenme konusunda internet üzerinde pek çok kaynak yer alıyor. Dil bilgisi (grammar), okuma (reading), yazma (writing), konuşma (speaking) gibi pek çok kategoride sayısız ders ve alıştırma, ESL siteleri aracılığıyla erişilebilir durumda. ÜDS, KPDS, TOEFL gibi sınavlara hazırlananlar için en önemli unsur olan dil bilgisi hususunda da bu siteler İngilizce olarak pek çok sınırsız kaynak sunmaktalar. Bu kaynaklardan en kullanışlılarını sizler için derledim. Yazının devamında birkaç faydalı site adresine erişebilirsiniz.

Activities for ESL Students

Adres: http://www.a4esl.org

A4ESL adlı site dil bilgisi, kelime bilgisi gibi önemli kategorilerde kolaydan zora doğru sıralanmış sayısız mini test (quiz) barındırıyor. Ayrıca, kelime bulmaca oyunları (crosswords) da sunan site, genel dil bilgisi yeteneği ve kelime bigisini sınamak isteyenler için ideal. Sınavlarda önemi oldukça büyük olan bağlaç ve edat gibi konularda da boşluk doldurmalı ya da çoktan seçmeli tarzda sorular barındıran site, genel kuralları öğrenenler için bilgi gelişimi açısından büyük imkân sunuyor.

Interesting Things for ESL Students

Adres: http://www.manythings.org

Dil bilgisinden dinlemeye, deyimlerden atasözlerine kadar İngilizce ile ilgili neredeyse hemen her şeyi bulabileceğiniz bu sitede eğenlenerek İngilizce öğrebilirsiniz. Mesela Audio for ESL/EFL sayfasında sade ve anlaşılır ve biçimde kayda alınmış olan İngilizce şakaları dinleyip eğlenebilir ya da düzensiz filleri bu sayfa aracılığıyla bir şarkı eşliğiyle kolayca öğrenebilirsiniz.

English Exercises

Adres: http://www.englishexercises.itgo.com

Başlangıç (Beginning), orta (Intermediate) ve ileri (Advanced) gibi seviyelerde onlarca mini test ve yüzlerce soru bulunduran bu site, sade ve anlaşılır yapıyısla, bilgisini sınamak isteyenler İngilizce öğrencileri için güzel bir kaynak. Özellikle ileri seviye testler arasında günlük İngilizceye dair sorular da yer alıyor. İngilizce öğrenimini hızlandırmak isteyenler için iyi bir antrenman kaynağı olan site üzerindeki testlerin tamamı bir gün içerisinde çözülebilecek nitelikte.

BBC Learning English

Adres: http://www.bbc.co.uk/worldservice/learningenglish

Dünyanın en çok ziyaret edilen İngilizce öğrenim sayfalarından biri olan BBC'nin Learning English'i, daha çok günlük İngilizcesini geliştirmek için belli bir seviyede İngilizce bilgisi olanlara hitap ediyor. Örneğin "Watch & Listen" gibi bölümlerde izlediğiniz bir video içerisindeki konuşmalar sayesinde pratik İngilizcenizi ilerletebilirsiniz.

Rong-Chang

Adres: http://www.rong-chang.com

Ron Chang Lee tarafından hazırlanan bu sitede çok sayıda kategori altında sınırsız bilgilere ulaşabilirsiniz. Özellikle yazma (writing) sayfasındaki testler aracılığıyla hem İngilizce yazım bilginizi sınayabilir, hem de kelime ve kelime gruplarının doğru kalıplarını öğrenebilirsiniz.

Rong-Chang

Adres: http://www.english-zone.com

İngilizce için kaynak sunan en büyük sitelerden birisi de English Zone. Site içerisindeki onlarca ana başlık altından binlerce alt başlığa ulaşabilir ve bu sayfalar aracılığıyla da çeşitli sitelere ve faydalı adreslere erişebilirsiniz. Bazı sayfalara ulaşabilmek için ücretli üyelik gerekli olsa da, ücretsiz sayfalar da yeteri kadar bilgilendirici ve doyurucu.

English Grammar Online

Adres: http://www.ego4u.com

Daha çok dil bilgisi üzerine yoğunlaşmış bu site, çeşitli kategoriler altında pek çok bilgi barındırıyor. Ayrıca site, bu bilgilerle ilgili olarak testler de vermekte ve İngilizce yanında Almanca desteği de sunmaktadır. Sade ve kullanışlı tasarımıyla dikkati çeken sitede yüzlerce konu başlığı ihtiva ediyor.

ESL POD

Adres: http://www.eslpod.com

Her ne kadar dil bilgisi üzerine yazılı kaynaklar sunmasa da, dinleme ve dinlediğini anlama noktasında başarılı bir kaynak olan ESL POD, pek çok kategori altında günlük İngilizceden konuşmalar aktarıyor. Dinleme ve dinlediğini anlama konusunda çalışanlar için en iyi kaynaklardan birisi.

Voice of America

Adres: http://www.voanews.com/english

Aslında bir haber kaynağı olan bu site, güncel haberleri sesli olarak kullanıcılarına sunuyor. Bölgelere ve kategorilere göre sınırlandırma yapabilen sitedeki haberler, dünya gündemini takip ederken İngilizcesini geliştirmek isteyenler için birebir.

Devamını okuyun...>>


Herhangi bir yerde değilde, başarılı şirketlerde ve uluslararası düzeylerde iş yapmak istiyorsanız ingilizcenizi mutlaka geliştirmelisiniz. Üniversite öğrencisiyseniz, yaz dönemlerinizi ingilizce öğrenerek ve mümkünse yurt dışına giderek geliştirmeye çalışın.

Mezun olduktan sonra ingilizceniz iyi düzeyde değilse, bir iki sene çalıştıktan sonra yurt dışında yabancı dilinizi geliştirmek güel bir fırsat. Günümüzde ‘ingilizceyi anlıyorum ama konuşamıyorum’ demek otomatik olarak elenmenize sebep oluyor artık.

Genelde ingilizcesi orta düzeyde olanlar yurt dışında ‘iş ingilizcesi’ dersleri alırlar. Bana kalırsa Türkiye’de bir çok kişi yazışma tekniklerinden bi haber. İş dünyasında nasıl yazı yazılması gerektiğini bilmiyor. Örneğin çoğu dostuyla sohbet eder gibi yazıyor. Sıcak geçen bir toplantı arkası yollananan emailler karşıdaki kişinin iş yaptığınız kişi değilde artık çok samimi olduğunuz ahbabınızmış tarzı kaleme alınabiliyor. Uluslararası yazışmalarda ise karşınızdaki kişinin size gülmesine ‘aman tanrım ben kimlerle iş yapıyorum’ demesine ve işi bağlayamamaya kadar uzanabiliyor.

Dolayısıyla iş ingilizcesi derslerinizin yanısıra ‘yazı teknikleri’ ve ‘iletişim’ tarzı ek dersler almanızı tavsiye ederim. İş dünyasında yazılı iletişimi kuvvetli olan kişilerin sayısının oldukça az olduğunu söylemeliyim. Özellikle ileride yönetim kademelerinde yer almayı istiyorsanız, sizi bir üst koltuğa çıkartabilecek önemli bir faktör olduğunu göreceksiniz.

Aksan Önemli mi?

Hangi aksanla konuştuğunuz bana kalırsa önemli. Alman bir arkadaşım bir kaç yıl Güney Afrika’da ingilizce kursuna gitmişti. Döndüğünde aksanı tamamen Güney Afrika aksanına dönmüştü. Aksanlar arasındaki farkı eğer ingilizceniz başlangıç yada orta seviyelerdeyse bilmiyor olabilirsiniz. Bazı insanların kulağı da diğerlerine gore daha hassas olduğundan farkı daha iyi kapabilir. Türkçe’de aksan nasıl önemliyse, ingilizcede de aksan önemlidir. Aksanlardan başlıcaları şöyle:

Amerikan Aksanı
Kanada Aksanı (Amerikan Aksanına çok benzer sadece bazı kelimelerin telafuzu onları ele verir)
Avustralya aksanı
İngiliz aksanı
İskoç aksanı

Bunlar başlıcaları…Ama ne varki Amerika’da ingilizce öğreneceğim diye gittiğinizde karşınıza ingiliz hocalar çıkabileceği gibi Amerika’ya gittiğinizde de Kanadalı hocalarla karşılaşabilirsiniz. Örneğin Amerika’da güneylilerin şivesi New York’luların şivesi ve Kaliforniya’lıların şivesi birbirinden farklıdır. İngiltere’de Londra’da duyacağınız aksan ile (Queens English yada güney doğu bölgelerindeki aksan farklıdır.)Yani yurt dışına ingilizce öğrenmeye giderken kendinizi ne konuşulduğu anlaşılmayan bir bölgede bulmamaya da özen gösterin derim…

Yazan : Fatmanur Erdoğan


Devamını okuyun...>>


Valeri R. Bikçentayev*

Günümüzde bir veya birkaç yabancı dil bilmek hayatın çeşitli alanlarında neredeyse olmazsa olmaz kuralı haline gelmiş durumda. Dünyanın her tarafında milyonlarca insan bir yabancı dil öğrenmek uğruna çok büyük oranda maddi güç, enerji ve vakit harcamakta. Yabancı dil öğrenmek uğruna gösterilen bu büyük çabaya rağmen, büyük oranda, alınan netice tatmin edici olmaktan uzak olup, harcanan çaba, enerji ve zamanın boşa gittiği müşahade edilmektedir. Bunun pek tabiki, en başta kullanılan öğretim metodunun hatalı veya eksik olması gibi birçok sebebi vardır. Fakat biz bu yazımızda bu sebeplerden bahsetmek yerine çok fazla güç ve zaman harcamadan kolay bir şekilde çok erken yaşlarda dil öğretme metodunu inceleyeceğiz. Başka bir deyişle, erken çocukluk devresinden başlamak üzere, tam ifadesiyle, doğumdan itibaren yabancı dil öğretimi üzerinde duracağız.


Eğer bir çocuk gerçekten iki veya daha fazla dili aynı anda öğrenebiliyorsa bu durumu çok dillilik veya ''Polilinguizm'' olarak adlandırmak mümkündür. Çocuğun birkaç dili aynı anda kullanabildiği örneklere genellikle yabancı bir ülkede yaşayan ailelerin çocuklarında rastlanılmakta. Bu tür ailelerde çocuk evde ana dilinde konuşmakta ev dışında ise bulunduğu ülkenin resmi dilinde ya da dillerinde konuşmakta. Bu tür durumlarda ebeveynler açısından, çocuklarının bulunulan ülkenin yabancı dilini öğrenmesi yolunda çok fazla çaba harcamaları gerekmemektedir. Çocuk çevreden, okulundan ve mecburiyetlerden dolayı konuşulan dili öğrenmektedir. Fakat bir yabancı ülkede yaşama imkanına sahip olan aile sayısı oldukça sınırlıdır. Buna rağmen, hedef dilin konuşulduğu ülkede yaşama şartı olmaksızın çocuğa birkaç yabancı dili öğretebilme şansı vardır.


Çocukların çok kolay bir şekilde dil öğrenebilme yetenekleri çoğu kişinin dikkatini çekmiştir. Niçin çocuklar kolay bir şekilde dil öğrenme yeteneğine sahiptirler? Çocuklar için 0-5 yaş arası dönem yabancı dil öğrenme açısından hayati öneme sahiptir. Doğumdan itibaren 5 yaşına kadar çocuğun beynindeki Nörofizyolojik mekanizma çok faaldir ve bu mekanizmanın yardımıyla dil otomatik olarak beyne kaydedilmektedir. Çocuk duyduklarını adeta bir kasete kaydedercesine beynine kaydetmektedir. Bu dönemden sonra bu mekanizma özelliğini kaybetmekte ve kayıt özelliği sona ermektedir. Daha süt emme dönemindeyken çeşitli sebeplerle aileleri tarafından kaybedilip vahşi hayvanlar tarafından büyütülen çocuklar hakkında kayıtlı olaylar bulunmakta. İnsanlar tarafından sonradan bulunup büyütülen bu çocukların 5 yaşını geçmiş olanlarına konuşmayı öğretebilmek mümkün olamamıştır. Bu çocukların bütün dil dağarcıkları sonradan öğrendikleri az sayıdaki kelimelerle sınırlı kalmış ve üstelik bu kelimelerle cümle teşkil etme özelliğine de sahip olamamışlardır. Bunun sebebi daha önce değindiğimiz Nörofizyolojik mekanizmanın etkinliğini kaybetmesinden başka birşey değildir.


Eğer çocuk 5 yaşına kadar bir dilde ya da ana dilinde konuşmayı öğrenmişse bu yaştan sonra başka bir dili de öğrenebilir demektir ancak bu, yukarıda bahsettiğimiz doğumdan itibaren başlayan mekanizma ile değil de yetenek, harcanan performans, kendini zorlama, ağır ve sebatlı bir şekilde çalışma ile olur. Bu durum çocuk üzerindeki yükün artmasına bağlı istenmeyen neticeler verebilir. Her çocuğun zeka ve hafıza kabiliyeti farklı farklıdır. Eğer bir çocuk dil öğrenmede zorluk çekiyor ve kendisini sınıfındaki diğer çocuklarla karşılaştırıyorsa neticede başarısızlık, kendine güvenmeme gibi psikolojik problemler ortaya çıkabilir. Eğer meseleye tersinden ve iyimser bakış açısıyla bakarsak, erken yaşlarda dil öğretimine başlanırsa bu durum, söz edilen çocuklar için psikolojik problemlerin olmaması ve birkaç dilin kolayca öğrenilmesi demektir.


Bazen bir yabancı dilde neredeyse aksansız olarak konuşan insanlara rastlarız. Genel olarak bu insanlar müziğe yatkın insanlardır. Bazıları da vardır ki yabancı dili hatasız olarak konuşurlar. Bu tür insanlar ise parlak zekalı olarak adlandırılabilir. Neyazıkki iki gruba giren insanların oranı genel içerisinde çok düşüktür. Bu tür insanlar için yabancı dil öğrenmek çok kolaydır. Fakat hiçbir insan yoktur ki kendi ana dilinde aksanlı ve hatalı konuşsun. Sadece ana dilinin konuşulduğu bölgeye göre ağız farklılıkları olabilir. Demekki bunun sebebi ne müziğe yatkınlık ne de parlak zekaya sahip olmaktır. Öyleyse şunu rahatlıkla ifade edebiliriz; eğer çocuk ana dilini çok erken yaşlarda mükemmel bir şekilde öğrenebiliyorsa bu dönem içerisinde başka birkaç dili de aynı zamanda öğrenebilir. Bu sadece uygulanan metoda bağlıdır. Bu tesbite yapılan en önemli itiraz, böyle bir yola girilirse çocuğun beyninin fazla yüklenme problemiyle karşılaşabileceği yönündedir. Bu konuda ise uzmanların görüşlerine müracaat etmek gerekir.


Ünlü Rus Akademisyen Nörofizyolog A. N. Şepovalnikov'a göre artık çağdaş araştırmacıların ellerinde insan beyninin kapasitesini ve çalışmasını ölçüp inceleyebilecek aletler bulunmakta ve bunların verilerine göre aslında çocukların birçoğu fazla bilgi yüklenmesinden değil aksine bilgi yetersizliğinden sıkıntı çekmekteler.(1) Bilindiği gibi çocuk beyni 3 yaşına kadar bir yetişkin beyninin % 80'i kadar ağırlığa erişmekte. Bu dönem içerisinde çocuk ebeveynlerinden aldığına göre beynin algı kapasitesini arttırabilir. Fakat ebeveyn-çocuk ilişkisindeki klasik yaklaşım hayatın bu en verimli periyodunun elden çıkmasına sebep olmaktadır. Ayrıca zaten çocuk beyni kendi kendini düzenleme yeteneğine sahip olup yorulduğu zaman kendiliğinden kapanıp yeni bilgileri kabul etmez.


Dili öğrenmek tek başına yeterli değildir bilgi ile de desteklemek lazımdır. Yabancı dil öğrenimini spor ile veya müzik ile uğraşmaya benzetebiliriz. Bilindiği gibi eğer insan bildiklerini düzenli olarak tekrarlamaz, antrenman yapmazsa bir süre sonra bildiklerini de unutmağa başlar. Yani bilinen şeylerin kaybedilmesi sürecine girilmiş olur. Yabancı dil öğrenilmesi konusunda böyle bir duruma düşülmesi durumunda edebiyatın özellikle şiirin oldukça yardımı dokunacaktır. Yabancı dil öğrenilmesi sürecinde özellikle şiir birinci derecede ehemmiyete sahiptir. Bir dilin öğrenilmesi esnasında hafızada en fazla ve kolay saklanan şeylerin ne olduğunu araştıran bilimadamlarına göre isimler, sayılar ve tabiki şiir ve şarkılar ilk sıraları almaktadır. Özellikle şarkılar neredeyse bir ömür boyu hafızada saklanabilmektedir.(2)


Yukarıdaki araştırmaya destekleyici olarak Rus Akademisyen ve Arapça uzmanı T. Şumovski örnek verilebilir. Şumovski üniversite eğitiminden sonra tutuklanır ve Sibirya'ya sürgüne gönderilir. Stalin'in Sibirya'daki sürgün kamplarında uzun yıllar geçirir. Üniversitede Arapça öğrenen Şumovski için sürgün kamplarında Arapça konuşma imkanı kalmamıştır artık. Etrafındaki insanlar ise sadece Rusça konuşmaktadırlar. Arapça ile Rusça arasındaki farkın ne kadar büyük olduğunu aklımıza getirecek olursak Şumovski'nin buradaki hayatının Arapçası için doğurduğu zorluğu daha iyi idrak edebiliriz. Fakat Şumovski kamplarda geçirdiği uzun yıllara rağmen Arapçayı unutmamıştır. Hatta Arapça seviyesini o kadar iyi muhafaza etmişti ki serbest bırakıldıktan sonra geri döndüğü üniversitede Arapça üzerine iki tez savunması vermiştir. Şumovski birçok Arapça şiiri ezberlemişti. Bu şiirleri esir kamplarındaki zor şartlar altında düzenli olarak hergün tekrarlamak sayesinde Arapçayı unutmadı. Ayrıca bu şiirler kendisine moral kaynağı da oldular.


Yabancı dil öğretiminde şarkıların öğretilmesişiirlerden daha faydalı olmaktadır.Yabancı dil eğitim metodlarıyla ugraşan bilimadamları dil öğretimi esnasında kullanılan metinler üzerinde akılda kalıcı belirgin anahtar kelimeleri tespit ettiler. Bu anahtar kelimeler incelendiğinde çocuk şiirlerine, şarkılarına, ninnilerine kaynak teşkil eden kelimeler olduğu görüldü. Mesela benim kızıma doğduğu günden itibaren hergün Rusça, İngilizce, Japonca, Türkçe ve Tatarca çocuk şarkıları dinlettim. Kızım iki yaşına geldiğinde şarkıların çoğunu ezberlediğini farkettim. Henüz konuşamadığı halde teyple birlikte şarkıları takrarlıyordu. Tam olarak konuşamadığı halde şarkıları dinlerken artık gerektiği yerde gereken kelimeyi ya da cümleyi doğru olarak telaffuz edebiliyordu.


Erken yaşlarda dil öğrenimi diğer önemli problemleri de ortadan kaldırmakta faydalı olabilir. Mesela utangaçlığın ortadan kaldırılması, diyalog gücündeki zayıflığın giderilmesi gibi. Akademisyen L. Badalyan'a göre, başka işle meşgulken düşüncelerini sesli olarak dile getirmek ve aynı zamanda konuşulanlara cevap hazırlamak günümüz şartlarında ulaşılması zor bir şeydir.(3) Bunun gerçekleşmesi ise çocuklukta sağlanır. Daha önce de değindiğimiz gibi eğer çocuğun konuşma yeteneği küçük yaşta geliştirilmezse ileride geliştirilmesi mümkün olmaz. Çocuğun konuşma diline yatkınlığının geliştirilmesinde şiir, şarkı, masalların ezberletilmesi çok faydalı olmaktadır.


Yabancı dil öğrenimi sırasında çocuklar sadece bilgi almakla kalmayıp yaşama daha estetik yaklaşma ve daha estetik algılama kabiliyeti de kazanıyorlar. Aslında çocukların öyle şeyleri algılama yetenekleri vardır ki yetişkinleri hayrete düşürmektedir. Çocukların hangi tür müziği tercih ettikleri yönünde Japonya'da yapılan bir araştırmanın sonuçları Bethoven'ın 5. Senfonisinin çocukların en hoşuna giden müzik olduğunu ortaya çıkardı.(4) Çocuklar yalnızca klasik müziği değil aynı zamanda klasik edebiyatı da şaşırtıcı derecede algılama yeteneneğine sahipler. Çocuk eğitimi konusunda kitaplar yazmış olan Fransız Eğitimci Sesil Lupan'a göre çocuklar 3-5 yaşları arasında oldukça meraklı olduklarından özellikle bu dönemde çocuğu seveceği güzel bir dil ile tanıştırmak gerekir. 10 yıl sonra girişilecek böyle bir teşebbüs, başkalarının otoritesine karşı çıkmağa başladığı zamana denk geleceğinden tam istenen neticeyi veremeyecektir.(5)


Çocuklara bir yabancı dilin öğretimi ile şimdiye kadar birçok uzman uğraştı. Son zamanlarda yapılan çalışmalar çocuklara bir değil aynı zamanda birkaç yabancı dilin öğretimi yönüne kaymakta. Bu konuda birçok uzman şimdiden çalışmalara başlamış durumdalar. Bunlara örnek olarak, M. Pavloviç (Yugoslavya), V. Leopold ve U. Penfild (ABD), G. Hes (Almanya), E. Negnevitskaya (Rusya), S. Lupon (Fransa) vd. gösterilebilir.
Çocuğa aynı zamanda birkaç dilin öğretilebilmesi için uzmanlar tarafından aşağıda maddeler halinde sıralanmış olan sistem sunulmaktadır.
1- Bir insan - bir dil. Bu kurala kesin olarak uyulmalı. Çocukla iletişim kuran kişi herzaman aynı dili kullanmalı. Mesela ailede herzaman anne çocuk ile ana dilinde konuşurken baba bildiği yabancı dil ile konuşmalı. Tersi durum da uygulanabilir. Bu sadece ebeveynlerin yabancı dil bilip bilmemeleriyle alâkalıdır. Ebeveynlerin kimin hangi dil ile konuşacağı konusunda aralarında önceden anlaşmaları ve buna sıkı sıkıya bağlı kalmaları lazımdır. Mesela bizim ailede ben kızım ile devamlı İngilizce konuşurken eşim daima Rusça konuşmakta.
2- Çocukla beraber çalışmak. Çocuklar, hem büyüklerin kendilerini birşeyle uğraşmaya zorlamalarına hem de zorlayan büyüklerinin bunu kendilerinin yapmamalarına hiç dayanamıyorlar. Bu yüzden dil öğretiminde mutlaka çocukla beraber aktif olmak lazımdır. En önemlisi, çocuğu hiçbir zaman zorlamamak lazımdır. Mesela çocuğa yabancı dilde bir şarkı kaseti dinletiyorsunuz ve baktınızki ilgilenmiyor hemen kapatmalı dinlemeğe zorlamamalı. Bir süre sonra kendisi size dinlemek istediğini ifade edecektir.
3- Başkalarını da bu çabaya katmak. Mesela aile veya yakın çevrede başka bir dille konuşan birisi varsa onun çocuk ile devamlı o dilde konuşmasını sağlamak lazımdır.
4- Teknolojik imkânları kullanmak. Öğretilen yabancı dildeki video, teyp kasetleri vb. görmeğe ve işitmeğe dayalı araçları sık sık kullanmak lazımdır.
5- Ezberletmek. Hergün mümkünse yabancı dilde ya da ana dilde bir şarkı ya da şiiri ezberletmeğe çalışmak lazımdır.
Çocuğun etrafında işittiği dilleri karıştırmaması için yukarıdaki prensiplerden ''Bir dil-bir insan'' prensibine sıkı sıkıya uymak lazımdır. Eğer çocuk dilleri karıştırırsa devamlı onunla muhatap olduğunuz dilde konuşması için anlamıyormuş gibi yapılmalıdır. Çocuk yavaş yavaş o dilde cümle kurmağa teşvik edilmelidir.


Bu konuda yapılan itirazlardan ilki her ailede yabancı dil bilen bir anne veya babanın olamayacağı yönündedir. Şüphesizki çok haklı bir itiraz. Bu durumda artık her tarafta kolayca satın alınabilecek yabancı dildeki şarkı, şiir, hikâye ve masal kasetleri kullanılabilir. Belirli zamanlarda çocuğa oyun oynuyor gibi dinletilebilir, ama kesinlikle zorlama yapılmamalıdır. Diğer bir itiraz ise niçin bu kadar erken yaşta başlandığı üzerinedir. Daha önce de açıkladığımız gibi, henüz çocuk büyük oranda bizim etki ve kontrolümüz altındayken gösterilen çaba daha sonra etki ve kontrolümüz altından çıktığında aynı neticeyi vermeyecektir.


Kimilerine göre bu dönemde bir çocuk için birkaç yabancı dil çok ağır olacaktır. Halbuki önceden de ifade ettiğimiz gibi, çocukların algı kabiliyeti tahminimizden de yüksektir. Geçen yüzyıllarda aristokrat ailelerdeki küçük yaşta birkaç yabancı dili konuşan çocuklar da bunu teyid eder mahiyettedir. Bir diğer itiraz bu durumun çocuğun özellikle sinir sisteminde ve beyninde kısacası sağlığında olumsuz etkilerinin görüleceği yolundadır. Daha önceden de ifade ettiğimiz gibi, çocuklar bilgi yoğunluğundan değil aslında bilgi yokluğundan zarar görmektedirler. En önemli itiraz ise çocuğa böyle ağır bir sorumluluk yüklemenin çocukluğunu yaşamasına engel olacağı yönündedir. Çocukluk oyun, masal, şarkı, hikâye, şiir, eğlence değil midir? Gezmek, farklı insanlarla tanışmak değil midir? Bizim tavsiyelerimiz de zaten bunlardır. Bu çabamız aslında çocuğun çocukluk çağını zenginleştirecek ve dolu dolu yaşamasına vesile olacaktır.(6) Bu şekilde çocuk 5 yaşına kadar birkaç yabancı dili aynı zamanda çok zorlanmadan öğrenebilir. Daha sonraki yıllar, üzerine düşülürse mükemmelleşmesine ve dilde derinleşmesine yol açacaktır. Yabancı dilin temellerinin önceden ve sağlam atılması sonraki yıllarda karşılaşılacak zorlukları kolayca halletmesine vesile olacak ve sizin çocuğunuz başkalarının çocukları gibi yabancı dil kâbusları görmeyecektir.


KAYNAKÇA
(1) Martınov S., Haçu, ştobı moy rebyonok bıl vunderkındom, ''Doşkolnoe Vospitonoe'', No: 8, 1994, s. 79
(2) Kalinina L., Razvitiya slovesnoy pomyati, ''Doşkolnoe Vospitonoe'', No: 12, 1969, s. 55-59
(3) Badalen L., Ustinov L., O roli rannıh vpeçatleniy, ''Doşkolnoe Vospitonoe'', No: 11, 1989, s. 11
(4) Masaru İduka, Posle tryöh uje pozdno, Moskva, 1992, s. 18
(5) Lupan S., Pover v svoe ditya, Moskva, 1993, s. 119
(6) Alisa v vonderlende, interviüv c V. Bikçantaevom, Nijegorodskie Novosti, 27 Oktyabrya 1999 goda, s. 4

* Valeri Bikçentayev Rusya'da, Nijni Novgorod şehrinde yaşıyor. Nijni Novgorod Devlet Dil Bilimi Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Erken yaşlarda çocuklara birden fazla yabancı dil öğretimi üzerinde çalışmaktadır. İngilizce ve Japonca bilmektedir.

Devamını okuyun...>>

|| ||

Son Eklenen Konular

Related Posts with Thumbnails